Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

AB trenini yakalamak zorlaşıyor

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 661
111
AB trenini yakalamak zorlaşıyor

Yunanistan’ın AB üyelik müzakerelerini yürüten heyetin başkanı emekli Büyükelçi Viron Teodoropulos, Yunanistan’ın AB’ye üyelik sürec...




       Yunanistan’ın AB üyelik macerasını anlatırmısınız?

       Viron Teodoropulos: 1958 yılında bir ikilem ile karşı karşıyaydık. Ya İngilizlerin hazırladığı serbest ticaret bölgesine tam üye, ya da yeni kurulan AET’ye bağlantılı üye olacaktık. Konunun esası ekonomik olmakla birlikte karar siyasiydi. Karamanlis, AET’ye bağlantılı üyeliği tercih etti. Sanırım, Karamanlis AET’nin dinamizmini daha o zamandan anlamıştı. Bizden iki yıl sonra Türkiye de AET’ye başvuru dilekçesini verdi. Bizim müzakereler daha çabuk ilerledi ve 1961’de bağlantılı üye olduk. Türkiye gecikti, tabii 27 Mayıs gibi gelişmeler araya girdi. Türkiye, müzakerelerini 1963 yılında tamamladı. AET ile ilişkiler ilerlerken 1967’de Yunanistan’da cunta iktidara geldi. O zaman Avrupa ile ilişkiler donduruldu ve 7 yıl süreyle askıda kaldı.

       Yunanistan 1974’den hemen sonra neden AB’ye üyeliğe öncelik verdi?

       Viron Teodoropulos: Bunun iki nedeni var. Öncelikle ekonomik nedenler. Biz Albaylar cuntası yüzünden Avrupa ile ilişkilerimizin dondurulmuş olması yüzünden adım atmazken, Avrupa ilerlemişti. Hayli ilginç ve bizim için yararlı olacak bir ortak tarım politikası belirlemişti. İngiltere dahil üç ülke de bu dönemde AB üyesi olmuştu. Yani ilginç bir dinamizme kavuşurdu AB. Bu durumun bizim ekonomimize de katkısı olacağını düşündük. İkincisi siyasi nedenler. AB’na üyelik ile albaylar cuntası iktidarından çıkmış ülkemizde demokrasinin sağlam temellere dayandırılacağını düşündük. Unutmayın ki cuntanın iktidardan düşmesinden sonra bile bazı şüpheli hareketlenmeler oldu. Yani AB denilen bu demokratik ilkeler, işlemler, değerler ailesine girmemiz Yunanistan’da demokrasiyi sağlam temellere oturtmamız açısından da gerekliydi. Uzun yıllar süren diktatörlüklerle yönetilen İspanya ve Portekiz’in de, bu süreçlerden çıkar çıkmaz AB’na girmek istemeleri tesadüf değildir.

       AB ile yaptığınız üyelik müzakerelerinde 1975-1980 döneminde hangi zorluklarla karşılaştınız?

       Viron Teodoropulos: Hem AB ile hem de kendi içimizde güçlükler vardı. Öncelikle kimlerle müzakere ettiğimizi anlamamız gerekiyordu. Almanlarla, İngilizlerle, Fransızlarla ayrı ayrı müzakere etmediğimizi, AB ile müzakere ettiğimizi anlamak zaman aldı. Ben Yunan heyetinin başkanıydım. Karşımda 9 ülke değil sadece AB’nin başkanı vardı. Sonra ne için müzakere ettiğimizi anlamamız gerekti. AB’nin ilkelerini, kaidelerini, değerlerini müzakere etmiyorduk. Bir klübe giriyorduk. Bu klübün de beyannamesinde maddeler vardı. Eğer üye olacaksak bunlara uymak zoruda idik. Yani onların istediklerini kabul etmemiz gerekiyordu. Müzakerelerde bizim taleplerimiz, uyum sağlanacak alanlarda zaman istemek yani geçiş dönemlerinin süresini olabildiğince uzatmaktı. Sözgelimi AB’da geçerli bir kuralın Yunanistan’da birkaç yıllığına uygulanmamasının pazarlığını yapıyorduk. Bir başka güçlükte Yunanistan’daki mentaliteyi değiştirmekti. Önceliklerimizi belirlememiz gerekiyordu. Sanayiye mi, tarıma mı öncelik verecektik. Bunun açık olarak AB’ye bildirilmesi gerekiyordu. En büyük güçlüğümüz ise Yunanistan’daki devlet sektöründe yapılan düzenlemelerdi. İnanın, devlet sektörünün düzenlemeler için ikna etmek, AB’yi ikna etmekten daha güçtü.

       Yunanistan 1980’de siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan AB üyesi olmaya layık mıydı? Yoksa başka etkenler de mi rol oynadı?

       Viron Teodoropulos: Karamanlis’in şahsiyeti çok yardım etti. Üyelik başvurusunda bulunduğumuzda AB Komisyonu Yunan ekonomisini incelemesi için Atina’ya bir heyet gönderdi. Heyet, Yunanistan ile müzakerelerin başlaması ancak, üyelik öncesi beş yıllık bir geçiş süresinin yaşanması gerektiği yolunda rapor verdi. Yani üyelik beş yıl gecikecekti. İşte o zaman Karamanlis müdahale etti. Telefonla, Paris’i, Bonn’u, Roma’yı aradı. Bir hafta da heyetin raporu değişti.

       Yunanistan üyeliğe hazır mıydı sorumuza cevap almadık?

       Viron Teodoropulos:Siyasi açıdan tam hazır değildik ama doğrusu 1974-1980 döneminde demokratikleşme yolunda büyük adımlar atmıştık. Ekonomik açıdan AB’nin tereddütleri vardı. Ekonomisi zayıf bir ülkeyi bünyesine dahil etmekte tereddütlüydü. Zenginler klbüne girmek bizim için de kolay değildi.

       Yunanistan’ın kültür geçmişi rol oynamadı mı?

       Viron Teodoropulos: Sanmıyorum. Çünkü AB’de hesap kitap vardır. Gerçekçilik ön plandadır. AB’daki genel kanı Yunanistan’ın da bünyesine dahil edilmesiydi.

       Üyeliğin ilk yılları nasıldı? AB’yi istemeyen Andreas Papandreu Yunanistan’da iktidara gelmişti. O dönemin güçlükleri ne idi?

       Viron Teodoropulos: Papandreu’nun AB için politikası araştırılması gereken bir fenomendir. Papandreu, muhalefette iken AB üyeliğine “hayır” diyordu ve önce Yugoslavya modelinin denenmesini istiyordu. Sonra Norveç modelinden sözetti. AB ile “özel ilişki” yanlısı göründü. Doğrusunu isterseniz Papandreu’nun muhalefetteyken AB için söylediklerini biz de pek anlayamıyorduk. Ekonomist olan Papandreu, aslında AB üyesi olmamız gerektiğini gayet iyi biliyordu. İktidara geldiğinde, AB’den çıkmayı aklından bile geçirmedi. Aksine yaptığı ilk iş AB Komisyonu’na bir rapor sunarak, Yunanistan’ın AB’ye daha fazla uyum sağlayabilmesi için nelere ihtiyacı bulunduğunun bir listesini sundu.

       Üyeliğin ilk yıllarındaki sosyal tepkiler nelerdi?

       Viron Teodoropulos: Halkın çeşitli kesimlerinden doğrusu büyük tepkiler geldi. Bunun başlıca nedeni halkın AB’nin ne olduğunu bilmemesiydi. Ancak, AB’nin para muslukları açılmaya başlayınca durum yavaş yavaş değişti. Halk pek çabuk olmasa da ekonomik açıdan AB’nın Yunanistan’a yararlı olduğunu idrak etmeye başladı. Siyasi açıdan da AB’nin mantıklı dengeli bir politika izlediğini anlayan halkın tepkisi zamanla dinmeye başladı. Doğu blokunun çökmesi de Yunanlıların AB’a karşı siyasi tepkisinin dinmesinde rol oynadı.

       Gerek 80 öncesi gerekse üyeliğin ilk yılarında Yunanistan’da ordunun ülke yönetimi üzerindeki rolünün giderek azalmasında AB’ın katkısı varmıydı?

       Viron Teodoropulos: Yunanistan’da cunta Arjantin’de olduğu gibi bir halk ayaklanmasıyla iktidardan düşmedi. Bizde cunta kendi saçmalıkları yüzünden dağıldı. Yani cuntanın düşmesinden sonra ordunun itibarı, prestiji yoktu. Cuntanın düşmesinden birkaç ay sonraki hareketler bu nedenle başarısızlığa mahkumdu. Bunun yanasıra üyelik müzakereleri ve ardından üyeliğin ilk yıllarında, Yunanistan’ın geleceğininin Avrupa olduğu tescil edildi. Bu da orduda art niyetli olanların cesaretini kırdı. Yunanistan’da ordu, siyasi yönetim üzerinde rol oynayamayacağını iyice anladı. Bu noktada birşey söylemek istiyorum. Tarihe baktığımızda, Yunanistan’da askerlerin iktidara geldiği olaylarda, kişilerin ihtirasları büyük rol oynamıştır. yani geleneğimizde ordunun siyasi yönetim üzerinde fazla ihtirası bulunduğunu söyleyemeyiz.

       Yunanistan, AB yüzünden siyasi rejiminde düzenlemeler yapmak zorunda kaldı mı?

       Viron Teodoropulos: Farklı düşünmeyi öğrendik. Anadolu’dan gelmiş olmamızın mentalitesini değiştirmemiz gerekti. Brüksel ile aynı tempoda şarkı söylemeyi öğrendik.

       Bugüne gelelim. AB ile ilişkiler açısından Simitis ile geçen beş yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

       Viron Teodoropulos: Tek para Birliği’ne girmemiz büyük bir olay. Biliyorum, bu bizi yoracak, bunun bir maliyeti olacak. Ancak, gelişmelere ayak uydurmak zorundayız. AB üyeleri de aday ülkeler de bir noktaya dikkat etmelidirler. AB bir istasyonda uzun süre duran bir tren değildir. Bakın biz AB’ye girdiğimizde AB’nin muktesebatı 20 bin sayfaydı. Bugün 80 bin sayfa. Demek ki aday ülkeler acele etmeli. Geciktikçe AB trenini yakalamaları daha da zorlaşacak.

       AB’ın bugünkü en önemli sorunları nelerdir?

       Viron Teodoropulos: AB bir yandan genişlemek diğer yandan derinleşmek istiyor. Bu sanırım çok zor. Ayrıca, henüz ortak bir dış ve savunma politikası benimseyemedi. Daha ortak dış politika belirlenmeden ortak savunma politikasından bahsedilmesi hatalı. Bir diğer sorun ise şu: Tek Para Birliği’nin de bazı güçlükleri var. Yani para politikası için kararlar Brüksel’de alınacağına göre, hükümetler ne yapacak?

       Geçen 20 yıl Yunanistan’ın dış politikasına neler verdi?

       Viron Teodoropulos:Ben Türkiye ile ilişkilere değinmek istiyorum. İlişkilerimiz çok daha iyi çok daha sağlıklı olabilir. Ancak, Kıbrıs konusu yıllardır çözülemiyor. Türkiye Lozan Antlaşmasından, Onikiadaların Yunanistan’a verilmesi antlaşmasından şüphe ediyor. İhtilaflı bölgelerden sözediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yunanistan’a yönelik savaş tehdidi teşkil eden kararı hala yürürlükte. Neyse, AB’nin yararlarına dönerek Türkiye’ye bir mesaj vermek istiyorum. Bakın eğer bir klübün giderek büyüdüğünü giderek zengileştiğini görüyorsanız, eğer her geçen gün bu klübe girmek için kapısı çalanların çoğaldını görüyorsanız, bu klübün iyi birşey olduğunu göstermez mi?

       Yunanistan’ın dünü ve bugününün tablosunu çizer misiniz?

       Viron Teodoropulos:Bugün artık Avrupa dediğimiz evde kendimizi daha rahat hissediyoruz. 1980’de AB’a girdiğimizde ayakkabılarımızı nerede bırakmamız gerektiğini bilmiyorduk. Terlikler nerede bilmiyorduk. Şimdi eve alıştık.

       

       

Ntv

Yunanistan’ın AB üyelik müzakerelerini yürüten heyetin başkanı emekli Büyükelçi Viron Teodoropulos, Yunanistan’ın AB’ye üyelik sürec...