Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

AB üyeliği Türkiyenin en doğal hakkı

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 533
14
AB üyeliği Türkiyenin en doğal hakkı

Midilli Adası’ndaki Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi, Tarihçi Yorgos Kokinos, Avrupalılık ve Avrupa Birliği fikrini tarihsel süreci içinde değerle...




       Avrupa görüşü, fikri nedir?

       




















“AB üyesi olmak için koşullar üç kategoriye ayrılır: Siyasi, ekonomik, sosyal düzenlemeleri destekleyecek akımlar, siyasi irade ve Avrupa ailesinin değerlerine, kültürüne saygı”





— YORGOS KOKINOS

Tarihçi













       Yorgos Kokinos: Avrupa fikrinin tarihi için farklı görüşler var. İlk adımların Ortaçağ’da atıldığı görüşü hayli yaygın. Ancak, Fransız ihtilalini bugünkü Avrupa için başlangıç noktası saymak daha real bir yaklaşım. Tabii, Fransa’nın Avrupa fikrini o kadar da barışçı yollarla yaydığı söylenemez. Bu fikir yayılmacılıkla, savaşlarla benimsendi desek yeridir. AB’nin doğuşunu ise iki nedene bağlamak mümkün. İlki 1. ve 2. Dünya Savaşlarından sonra Avrupa uluslararası alanda önemini yitirir duruma geldi. Sesini duyuramaz oldu. 1. ve 2. Dünya Savaşlarında hem değerler hem de ekonomik açıdan Avrupa’nın temeleri sarsıldı. İkincisi ise Doğu-Batı arasındaki soğuk savaş dönemi. Burada, ABD’nin payı büyük. O dönemde eski SSCB’yi tehdit gören ABD, Avrupa’daki hesaplaşmaların son erdirilmesi durumunda, doğu blokuna karşı daha geniş bir mukavemet gücü oluşturacağına inandı ve ilk adım olarak da Fransa-Almanya yaklaşımını sağladı.

       Yunanistan’ın AB üyesi olmasını etkileyen nedenler nelerdir?

       Yorgos Kokinos: Bir ülkenin AB üyesi olması için koşullar üç kategoriye ayrılır. Öncelikle o ülkede siyasi, ekonomik ve sosyal düzenlemeleri destekleyecek, dayandıracak güçlü akımlar, kitleler bulunmasıdır. Sonra siyasi iradeye gerek var. Halkın Avrupa ailesine girmek, girerken de bu ailenin değerlerine, ilkelerine sadık kalacağına dair siyasi iradesi bulunmalıdır. Üçüncüsü de Avrupa kültürüne saygıdır. Yunanistan bu üç unsuru da bünyesinde bulunduruyordu. Yani, Avrupa rüyasını gerçekleştirmek isteyen güçler vardı. Tabii Yunanistan’ın AB üyesi olmasında o döneme şartlarının da katkısı oldu. Diktatörlüklüklerin çöktüğü bir dönemdi. Avrupa’da liberal düşünce rüzgarları esiyordu.

       AB tarihinde ordunun siyasi yönetim üzerinde güçlü olmaması için ne gibi tedbirler alındı?

       Yorgos Kokinos: Bugünkü kavramıyla Avrupa ideasının esası, antidemokratik her türlü işlemin karşısındadır. Bugün Avrupa derken hürriyet, insan hakları, adalet gibi değerleri kastediyoruz. Halkın kendini yönetmesi için bazı kişileri siyasi iradesini kullanarak seçimle işbaşına getirmesini kastediyoruz. Bugün coğrafi açıdan Avrupa’da yer almakla birlikte siyasi rejimleri Avrupa standartlarında olmadığından ülkeler bulunduğunu da unutmamalıyız. Ben Avrupa denen kültür mozaikinde bu kıtada toprakları bulunan her ülkenin dahil olması gerektiğini savunanlardanım. Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllardır Avrupa tarihinde yer aldı. Yani Osmanlı İmparatorluğu, yani Türkiye, Avrupa’nın organik bir parçası. Yani Türkiye’nin AB üyesi olmayı istemesi en doğal hakkıdır. Aynı şey Rusya için Sırbistan için de geçerlidir. Dostoyevksi’nin, Tolstoy’un Avrupa kültüründeki etkisini kim tartışabilir? Türk kültürünün Avrupa geleneğindeki önemini kim reddedebilir? Demek ki tarihsel açıdan bu ülkelerin AB üyesi olmasında bir engel yok. Sorun başka yerde. Siyasi irade önemli.

       




















“Mesele nasıl bir AB istediğimizdir. Sadece tek para ile yönetilen ekonomik bir şirket mi? Yoksa zengin bir kültür paylaşımı mı? Biz de diğer AB ülkeleri de işte bu seçenek ile karşı karşıya.”





— YORGOS KOKINOS

Tarihçi













       Yunanistan’ın Avrupa’da geçerli ilkelere değerlere uyumu kolay mıydı?

       Yorgos Kokinos: Tarihsel açıdan Yunanlının kimliğine baktığımızda, 1054’den bu yana Bizans yani Anadolu kimliğinin, Avrupa kimliği ile çatıştığını göreceğiz. Bugün bu çatışmanın başka bir versiyonu yaşanıyor. Yunanistan’da bugün AB mantalitesine uymayı redden güçler ve özellikle kilise vardır. Bu çatışma sadece Yunan değil tüm Avrupa toplumlarında sanırım sürüyor. AB’nin savunucuları da var, karşıtları da. Önemli olan hangi güçlerin üstün çıktığıdır. Avrupa’ya sadece ekonomik bir ortaklık gözüyle bakmak yanlıştır. Bir kültürel işbirliği bölgesi ile bakmak sanırım daha yerinde.

       Yunanlılar AB’ye nasıl baktılar, nasıl bakıyorlar?

       Yorgos Kokinos: Yunanlılar uzun yıllar için sanki AB üyesi olmalarının ellerinden alınmış ya da verilmemiş bir hak olduğuna inandılar. İlk yıllarda Yunanistan’da sol güçler AB’a iyi gözle bakmadılar. Bu rüzgarın değişmesinde Pasok’un katkısı büyük. Bugün ise AB üyeliğimize pek karşı çıkan yok. Mesele nasıl bir AB istediğimizdir. Sadece tek para ile yönetilen ekonomik bir şirket mi? Yoksa zengin bir kültür paylaşımı mı? Biz de diğer AB ülkeleri de işte bu seçenek ile karşı karşıya.

       Kilisenin, Yunanistan’ın AB ilişkileri bakışı nasıldı ve hala nasıl?

       Yorgos Kokinos: Kilisenin tavrı hep eleştiriseldi. Bunda alışkanlıklarımızı kolay değiştiremememizin de etkisi var. Toplumumuzun bir kesiminde hala bir çarpıklık yaşanıyor. Bir yandan Avrupa’dan şüphe ediyoruz, diğer yandan Avrupa’nın nimetlerinden yararlamak istiyoruz. Kilise de galiba bu çarpıklığın en belirgin örneği. Kilisenin tavrını değiştireceğine inanıyorum. Kilise, misyonunun farklı olduğunu idrak etmelidir.

       Kilisenin son 20 yıldaki tavrı neydi?

       Yorgos Kokinos: Kilise için uzun yıllar AB diye birşey yoktu. Yunanlının Ortodoks kimliğini, Batı’nın Katolik kimliğinden ayrı tutabilmek için AB’yi görmezlikten geldi. Belirsiz bir geleceğe doğru yürümek yerine, dünkü değerlere yapışıp kalmayı tercih etti.

       Yunanistan’ın dünü ve bugününün bir fotoğrafını çeker misiniz?

       Yorgos Kokinos: Üniversitelere bakmak yeterli. Öğrencilerimiz Avrupa üniversitelerinin tüm programlarında yer alabiliyor, Avrupa’daki tüm üniversitelerde okuyabiliyor. İşte bu bile yeter.

       Görüşmemizin ilk bölümüne dönersek, sahi AB nedir?

       Yorgos Kokinos: Yunanistan eğer AB’yi sadece ekonomik ve siyasi bir birlik olarak görüyorsa bu yanlıştır. Avrupa tarihte her zaman doğru sözün, demokrasinin, mantığın, sosyal adaletin cenneti değildi. Avrupa adını aynı zamanda büyük cinayetlerle de birleştirmiştir. Hitler bile birleşik bir Avrupa’dan sözediyordu. İtiraf etmeliyiz ki Avrupa fikrinde, pek çok kez ırkçılık da karışmıştır.

       

Ntv

Midilli Adası’ndaki Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi, Tarihçi Yorgos Kokinos, Avrupalılık ve Avrupa Birliği fikrini tarihsel süreci içinde değerle...