Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Ahlaksız siyasete hukuksuz tasfiye olmaz

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 77
13
Ahlaksız siyasete hukuksuz tasfiye olmaz

15 Mayıs—  ANAP da, kendisine yönelik olduğu ilk günden beri ilan edilen bu operasyona karşı, kendini savunmak amacıyla da olsa, yanlış yön...


Beyaz Enerji Operasyonu’nun başladığı ilk duyulduğunda, hepimizin aklına gelen Enerji Bakanlığı’na yönelik iddia ve ithamların soruşturulacağıydı. Jandarma Fezlekelerinin basına sızdırılmasıyla başlayan, daha sonra meçhul komutanların verdiği demeçlerle devam eden gelişmeler, kısa sürede hedefin farklı olduğunu ortaya koydu.

       Amaç, Enerji Bakanlığı’ndan yola çıkarak ANAP’ı, ANAP lideri Mesut Yılmaz’ı “bitirmekti”. Hatta bu amacı dile getirip savunanlar, bir de nihai hedef gösteriyorlardı; “ANAP’tan başlayarak Türkiye’yi bu hale getiren siyasi kadrolar tasfiye edilecek, yeni, temiz kadrolar oluşturulacak”. Bu planın kaynağı olarak Amerika’dan askere kadar pek çok kaynak gösteriliyordu.

       Bu plan kirli siyasetten bıkan usananlar için ideal gözüküyor, destek alıyordu. Operasyonda jandarmanın görev alması alkışlanıyor, telefonların yasalara aykırı biçimde dinlenmesi bile mübah karşılanıyordu.

       

AHLAKSIZ SİYASETE HUKUKSUZ TASFİYE

       Soruşturma sonunda ortaya çıkan iddianame, siyasi tasfiye planının savunucuları için hiç de umut verici değildi. Bırakın ANAP’ı, Yılmaz’ı, Enerji Bakanı Cumhur Ersümer’i bile mahkum ettirecek tek bir ele gelir kanıt, bilgi, belge yoktu. Ama “niyet” iddianameye de yansımıştı. Gerek Cumhur Ersümer, gerekse ANAP sadece sanık ifadelerine dayanılarak suçlanmıştı. Savcı Şalk, sanık ifadelerine dayanarak Bakan Ersümer’in ihalelelere fesat karıştırdığını söylüyor, ANAP’a 50 milyon dolar rüşvet verildiğini iddia ediyordu. Ama o kadar...Anayasa gereği Bakanı soruşturamadığını söylüyor, ama söz konusu suçu soruşturduğunu görmezden geliyordu.

       Bu iddiaları sokaktaki bir insan dile getirebilir, bir sanık kendisini kurtarmak için savunabilir, hatta bir gazeteci bile iddia olarak ileri sürebilir. Ama bir savcı bu çıplak haliyle, kanıtlanmamış haliyle iddianamesine koyamaz...Amacı ne kadar mübarek ve kutsal olursa olsun, kamuoyundan ne kadar destek görürse görsün...

       Doğru bir hedef için yanlış yöntemleri kullanamazsınız...Ahlaksız siyasi kadroları hukuk dışı yöntemlerle tasfiye edemezsiniz. Hele bir hukuk adamıysanız niyet bile edemezsiniz.

       

YANLIŞ YANLIŞLA NE ZAMAN DÜZELDİ?

       Kavganın ANAP cephesinde de durum farklı değil. Gerek Mesut Yılmaz, gerekse ANAP can havliyle savunmaya geçti. Yılmaz önce askerleri hedef aldı, sonra yargıyı... Hata üstüne hata yapmaya başladı.

       Jandarmayı susturmak için kendi bakanı Erkan Mumcu’yu sıkıştırdı, olmadı, Savcı Şalk’ı köşeye kıstırmak için Adalet Bakanı’nı kullandı.

       Başka bir DGM savcısının “iddianameyi sızdırdıkları” gerekçesiyle Savcı Şalk’ın katibi ve Hürriyet Gazetesi muhabiri için soruşturma açmasında, Adalet Bakanı’nın ne kadar dahli var, merak ediyorum doğrusu..

       Gelinen noktada, bir savcı kalkıyor Başbaşkan yardımcısı için “siyasi ahlaksız” diyebiliyorsa, siyasetçi savcıyı hukuku çiğnemekle suçluyabiliyorsa, bu işin şirazesinden çıktığını söylemekten başka yapacak bir şey yok.

       Aslında ne ANAP suçlu tek başına ne Savcı Şalk... Siyasi kadroları tasfiye etmek için, kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayıp, yargıyı yürütmenin üstüne itenlerdir asıl sorumlular.

       Bu planın kurucuları, acaba Savcı Şalk, bu davadan alınıp bir de soruşturma sonunda kusurlu bulunursa olacakları hiç düşündüler mi? Savcı Şalk, Abdullah Öcalan’ın iddianamesini hazırlayanlardan biri değil miydi? O zaman İmralı Sakini kalkıp “Bu savcı benim davamda da hukuku böyle zorlamış ve çiğnemişti” diye Avrupa’ya başvurursa ne olacak, kim ne cevap verecek?

       Ümit SEZGİN / CNBC-E Ankara Haber Müdürü

       

Ntv

15 Mayıs—  ANAP da, kendisine yönelik olduğu ilk günden beri ilan edilen bu operasyona karşı, kendini savunmak amacıyla da olsa, yanlış yön...