Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Artık ABnin karakoyunu değiliz

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 269
64
Artık ABnin karakoyunu değiliz

Atina Pandion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler profesörü Teodoros Kulumbis Türkiye’yi istemeyen bazı AB ülkelerinin Yunanistan’ın arkas...


Soru: Yunanistan’ın AB üyeliği öncesi dış politikasının esasları ne idi?

       Cevap: Albaylar Cuntası’nın düşmesi ve Kıbrıs olaylarından sonra Konstantinos Karamanlis’in başbakanlığında geçen 1974’den sonraki ilk yıllarda dış politikamızdaki en önemli konu “Türkiye’den gelen tehdit” adını verdiğimiz Türkiye ile ilişkilerdi. Demek ki bu “tehdide” karşı koyulabilmesi için askeri dengenin oluşturulmasına ağırlık verildi. Karamanlis yönetiminin dış politikada ikinci önceliği o zamanki adıyla AET’ye girmekti. Dönemin ana muhalefet partisi Pasok, AET’ye girilmesine tamamen karşıydı. Kanımca, büyük ve tarihi bir olay olan AB’ye girmemizden 9 ay sonra Yunanistan’da seçim yapıldı ve seçim öncesi “AET ile NATO aynı sendikadır” sloganını kullanan Pasok iktidara geldi. Pasok, AET’yi Amerikan emperyalizminin bir uzantısı sayıyordu. 1981 yılında Yunanistan’da sol güçleri iktidara gelmesinde büyük payı bulunan zeki ve karizmatik Andreas Papandreu, iktidara geldikten sonra tavrını değiştirdi. Papandreu kısa sürede “AET’den çıkmanın bedeli, kalmanın bedelinden daha yüksek” diyerek, Karamanlis’in politikasına benzer bir politika izlemeye başladı. Papandreu’nun izlediği AB politikasının esasları şunlardı: AB’de kalıyoruz. Ancak, AB’dan çok şey istiyoruz. Özellikle ekonomimizin Avrupa ekonomisine ayak uydurabilmesi için çok şey istiyoruz. Papandreu’nun hedefi, Avrupa ekonomileri standartlarının, Yunan ekonomisi ile olan mesafesini küçültmekti. Bu nedenle Avrupa Akdeniz Programları projesi üzerinde çok çalıştı. Akdeniz Programları sayesinde Yunanistan’a büyük para girdisi başladı. Hala da devam ediyor. Avrupa ekonomisine uyum adı altında gelen bu girdiler, bugün gayrı safi milli hasılanının yüzde 7’sine ulaşmış durumda. Pasok 1970’li yıllarda AB’a karşıydı. Bugün Pasok hiper-Avrupalı diyebileceğimiz bir duruma geldi. Pasok, demokratklar klübü diyebileceğimiz AB ile olabildiğince sıkı ve derin ilişkiler istiyor.

       Soru: Üyelikten sonraki ilk yıllarda Yunanistan dış politikasının hedefleri nelerdi?

       Cevap: “Türk tehdidi” dediğimiz politika devam etti. Türkiye’nin Kıbrıs ve Ege’deki statükoyu değiştirmek istediği, bizim de statükoyu korumamız gerektiğine dayalı bir politika izledik. Bu dönemde bir yandan askeri dengeyi korumaya çalışırken, bir yandan da Türk hükümetlerine baskı yapmılması amacıyla AB’ı kullanmaya başladık. Bunun sonucu 1990’lı yılların ilk bölümü dahil olmak üzere, Türkiye’ye AB’da yaptırım taktiğini uyguladık. Vetoları koyduk. Bu taktiği 1995 yılından itibaren değiştirmeye başladık. Önce Gümrük Birliği için vetomuzu kaldırdık. Ancak, sonra Kardak, S-300 ve Öcalan krizlerini yaşadık. Bu krizlerin ardından başka bir mantığı sahiplendik. Kanımca çok daha iyi daha yararlı bir mantık. Yeni politika, Türkiye’ye yaptırım değil, Türkiye’nin bazı şartlar altında AB’den yarar sağlamasıdır.

       Soru: 1995 yılına kadar olan Türkiye politikaları netice verdi mi?

       Cevap: Hayır. Tek başardığımız 14 AB üye ülkesi tarafından “karakoyun” sayılmamızdı. Ayrıca, bazı büyük AB ülkelerine Yunanistan’ın vetoları arkasında gizlenmelerine imkan tanıdık. Sözgelimi Türkiye’nin nüfusun kalabalık olması nedeniyle bu ülkenin AB’ye girmesini istemeyen bazı üyeler, bizim vetolarımızı bahane olarak kullandılar. Bu ülkeler 1999 yılına kadar Türkiye’ye “biz sizi istiyoruz ama Yunanistan engelliyor” diyorlardı. İşte biz bu kaderi yendik. Artık karakoyun değiliz. Türkiye’nin Avrupa yoluna engel olan biz değiliz. Tabii tüm AB üyelerinin fevkalade önemli saydıkları meselelerde vetolarını kullanma hakları hala saklıdır.

       Soru: 20 yılın bilançosunu yaparsak dış politikada AB Yunanistan’a yarar sağladı mı?

       Cevap: Şüphesiz kazançlıyız. Dış politikada zihniyet değiştirdik. Sözgelimi Türkiye ile çatışma zihniyetinden çıkıp, ortak çıkarlar zihniyetine girdik. Bakın ben Olimpiyat Oyunları’nın 2008 yılında İstanbul’da yapılmasını destekliyorum. Bu bizim işimize geliyor. 2004 yılında Atina’da yapılacak Olimpiyatlar 2008’de İstanbul’da yapılırsa demek ki önümüzde en az 10 yıl süreli bir barış ve işbirliği dönemi açılmış olacak.

       Soru: AB üyesi bir ülkenin vatandaşı olarak, AB adayı bir ülke vatandaşına söyleyecekleriniz nelerdi?

       Cevap: Bir kere aday ülkenin stratejisini belirlemesi gerekir. Bu strateji yönetimde kişiler değiştiğinde değişmemeli. Avrupa’nın sınırları yoktur. Dini farklılıklar sınır yaratamaz. Sonra ortak çıkarların kendi milli çıkarları ile uyuştuğunu idrak etmesi gerek. Sakın bizim AB yolumuzun kolay olduğunu sanmayırn. AB’na girmek, ilerlemek ve bugün Tek para Birliği üyesi olmanın maliyeti büyüktü. Halkımız fedarkarlıklarda bulundu. Ancak, halkımız tarihi bir fırsat ile karşı karşıya bulunduğumuzu idrak etmiş durumda.

       Soru: Yunanistan savunma., güvenlik ve dış politikada, 20 yıl öncesine kıyasla kendini daha rahat hissediyor mu?

       Cevap: İtiraf etmeliyiz. AB’ye üyelik politikasını seçerken, ülkenin Türkiye’ye karşı savunma ve dış politika açısından korunmasını da hesapladık. Bugün durum farklı. İktidar partisi Pasok, ana muhalefet partisi Yeni Demokrasi ve daha küçük muhalefet partileri Türkiye’yi AB’da görmek istiyor.

       Soru: biraz düne dönelim. Karamanlis’in, Destain, Schmit ve Andreoti ile dostlukları Yunanistan’ın Ab üyeliğine kabul edilmesinde roly oynadı mı?

       Cevap: Büyük rol oynadı. Kamaranlis büyük bir liderdi. Parlak zekası sayesinde vardı. İçgüdüsü de kuvvetliydi. Dünden yarını görebildi. Bize derin sularda yüzmeyi öğretti. tabii öğreninceye kadar biz de çok yorulduk. Şimdi Avrupa ailesi içindeyiz.

       Soru: Yunanistan dün, Yunanistan bugün.. farklar neler?

       Cevap: Yunanistan dün ekonomik açıdan kalkınmakta olan bir ülkeydi bugün kalkınmış bir ülke. Yunanistan dün siyasi ve sosyal açıdan derin çalkantılar yaşan bir ülkeydi.. Kralcılar-Venizlosçular dönemini, İç savaşı örnek gösterebilirim. Bugün yunanistan, sağcı güçlerin merkez sağcı, solcu güçlerin merkez solcu oldukları, ülkenin iç ve dış meseleri için bir momentumun sağlandığı ülke. Yunanistan dün fakir bir ülkeydi. Yunanlılar çalışmak için başka ülkelere gidiyorlardı. Bugün Yunanistan, yabancı işçileri kabul ediyor.

       

       

       

Ntv

Atina Pandion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler profesörü Teodoros Kulumbis Türkiye’yi istemeyen bazı AB ülkelerinin Yunanistan’ın arkas...