Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Derviş: Desteğin miktarı değil zamanı önemli

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 392
76
Derviş: Desteğin miktarı değil zamanı önemli

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Washington’da yaptığı konuşmada, yurtdışından gelecek desteğin miktarından çok, zamanının önemli ...


Derviş, “Bu destek üç-dört ay sonra gelirse sorunların daha da genişlemesi sözkonusu olacaktır” derken, kamuoyunun Türkiye’nin sorunlarının çok iyi anladığını söyledi. Kemal Derviş, Türkiye’nin bir finansal buhranla karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Derviş, “Türkiye bir buhranla yüzleşen ilk ve tek ülke değil. Global bir dünyada yaşıyoruz. Mali krizler global hayatın bir parçası” diye konuştu. Derviş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

       “Elimizde iç borcu daha fazla arttırma imkanımız yok. Geçmişin büyüme hızını yakalamak istiyorsak bir miktar değişiklikler yapmamız gerekiyor. Kamu harcamalarının rasyonelize edilmesi aşamasında büyük aşamalar gösterilmişti, bunları sürdürmek gerekiyor. Pekçok ülkede böyledir. Sabit kura geçtiğiniz zaman pek çok sorununuz olur. Para basarak, para sağlarsanız işler bir yere kadar gider. Sorunlara yeterince hızlı el atılmamıştır. Artık ileri bakmak zorundayız.”

       

ENFLASYONİST DURUMA DÖNÜŞ YOK

       Kemal Derviş, enflasyonist baskının yoğunlaştığı günlere geri dönülmeyeceğini belirterek, “Şubat ayında gördüğümüz şok, kısa dönemde enflasyonist bir baskı yaratıyor. 1990’lara dönüp, para gerektiğinde Merkez Bankası bassın diyemeyiz artık” dedi.

       Derviş, ekonomide uygulanacak önlemlerin üç kademede gerçekleştirileceğini söyledi. Derviş, şöyle konuştu:

       “Önce finansal piyasaladaki buhranı durdurmamız lazım. Piyasalardaki fiyat şu anda birşey ifade etmiyor. Herşey dondu. Hazine ihalesi sonrasında piyasalar yavaş yavaş kendine geliyor. Demek ki piyasaan para bulabiliyoruz. Bu bir başarı olarak görünüyor, ancak böylesi yüksek faizlerle devam edemeyiz. Bunları düşürmek için geleceğe yönelik olumlu bir hava oluşturmamız gerekli. Henüz faiz oranlarını düşürmek üzere, gerekli dinamiği yakalayabilmiş değiliz.”

       Derviş, ikinci safhada yaza dek ekonomik dengelerin sağlanacağını söylerken, “Yılın ikinci yarısında sonraki aşamaya geçeceğiz. Bu üç safhada anlattığımız yapısal reformları kesinlikle geciktiremeyiz. Piyasalara, ortaklarımızla yapısal reformlarda kararlı olduğmuzun sinyallerini veremezsek bunları aşamayız. Bir yandan yapısal reformları harekete geçirmemiz gerekiyor. Belki süre uzayabilir ama bunun herkesin göreceği şekilde alınması gerekli. İlk aşamada 15 yasanın geçirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda hükümet ve parti liderleri desteğini açıklamışlardır. Bu hafta bile bu süreç değişecek, önemli yasama değişiklikleri yapılacaktır” dedi.

       Derviş, bankacılık sektöründe büyük sorunlar yaşandığını söylerken, kamu bankalarının bilançolarının son derece ‘şişirilmiş’ olduğunu ifade etti. Derviş, “Siyasetçilerle bankalar arasındaki ilişkiyi ortadan kaldırmak gerekli. Bu zor bir mücadele olacak. Bu aşamada aşırı karamsar senaryolar çizmememiz lazım” dedi.

       

ACİL DIŞ YARDIM

       Devlet Bakanı Kemal Derviş, yaşanan Şubat şokuna rağmen ekonomik reform programından vazgeçilmeyeceğini, ancak programın sürdürülebilmesi için acil dış yardıma ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

        Amerikan-Türk Konseyi’nin (ATC) Washington’da düzenlenen yıllık toplantısının açılışında konuşan Derviş, Türkiye’deki krizin küresel ekonomi uygulamasının sonucu olduğuna dikkat çekti. Benzeri sorunları yaşayan Brezilya, Tayland gibi ülkelerin gerekli dış yardımlardan yararlandıklarını, Türkiye’nin de benzeri bir yardımı vakit geçirmeksizin alması gerektiğini vurguladı. Bu amaçla Amerikalı yatırımcılara çağrıda bulunan Derviş, “Krizin birkaç ay içinde derinleşebileceği” uyarısında bulunarak, desteğin zamanında verilmesi gerektiği mesajını iletti.

        Başbakan Bülent Ecevit’in ATC toplantısına iyiniyet dileklerini gönderdiğini bildirerek konuşmasına başlayan Derviş, Türkiye’yi vuran krizin ekonominin globalleşmesinin sonucu olduğunu ve özellikle Türkiye, Brezilya, Tayland, Endonezya gibi, ekonominin dinamik olduğu yükselen pazar ekonomilerinde görüldüğüne dikkat çekti.

        Derviş, Türkiye’de yaşanan sorunun kısmen küresel ekonomiden kaynaklandığını belirtti. Türk ihracatçıların 1980’lerde mükemmel bir performans göstererek dünyada bir numara olduklarını belirten Derviş, Türk özel sektörünün dinamizmine işaret etti ve buna rağmen Türkiye’nin enflasyonist ekonomi yüzünden hiçbir zaman tam kapasiteli büyüme düzeyine erişemediğini vurguladı. Enflasyonun sermayeyi çok pahalı kıldığını belirten Derviş, Türkiye’deki gelir dağılamının eşitsizliği üzerinde de durdu ve bunun siyasi sistem üzerinde olumsuz etki yaptığına dikkat çekti.

        İki yıl önce uygulamaya konan ekonomik reform programının zayıf noktaları arasında bankacılık sektörünün sorunlarının önceden çözümlenmemiş olmasının bulunduğunu da belirten Derviş, yaşanan Şubat şokuna rağmen bu programdan vazgeçilmeyeceğinin altını çizdi.

       

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE YAPILACAKLAR

        Önümüzdeki dönemde yapılacakları 3 başlık altında toplayan Derviş, bunları şöyle sıraladı:

        “1- Son kriz nedeniyle para piyasaları durdu, bunu normale çevirmemiz lazım. İç borçlanma devam edecek, fakat borçlanma faizi düşürülecek.

        2- Makro ekonomik denge sağlanacak.

        3- Tüm bunlar yaz aylarına kadar başarıldığı takdirde Türkiye yılın ikinci yarısından itibaren yeniden ekonomik büyümeye kavuşacak.”

        Bu amaçla yapılması gereken yapısal reformların aylar, hatta yıllar alabileceğine dikkat çeken Derviş, gerekli reform tasarılarının iki hafta içinde parlamentoya sunulacağını belirtti ve hükümetin çoğunluğu olduğu için bunların çıkacağına inandığını kaydetti.

       

REFORMA İHTİYAÇ DUYULAN ALANLAR

        Bankacılık sektörünün çok ciddi radikal reforma ihtiyacı olduğunu kaydeden Derviş, bankaların yüzde 40’ının devletin elinde bulunduğunu belirtti ve örnek olarak Ziraat Bankası’nın bir günde tüm personelin bir yıllık maaş tutarına eşit miktarda faiz ödediğine dikkat çekti.

        Devlet bankalarının kısmen ya da tamamen özelleştirilebileceğini ifade eden Derviş, tarımsal kredilerin devam edeceği mesajını da verdi. Türkiye’nin dış yatırım politikasının da yabancı sermaye yatırımı alanında reforma ihtiyacı bulunduğunu kaydeden Derviş, Türkiye’nin potansiyeli göz önüne alındığında 8-10 milyar dolar yabancı sermaye çekmesi gerektiğini, ancak bunu başaramadığını kaydetti.

        Derviş, reforma ihtiyaç duyulan diğer alanları, kamu harcamaları, vergi reformu, tarım politikası ve eğitim sistemi olarak sıraladı. Kemal Derviş, vergi toplamada ciddi eşitsizlikler olduğuna işaret etti ve bunun giderilmesinin şart olduğunu söyledi. Kamu ve özel sektörün birbirine güvenmesi ve desteklemesi gerektiğini belirten Derviş, Türkiye’nin bir sosyal adalet politikasına ihtiyacı olduğu üzerinde de durdu.

        Tarımsal destek politikasından, yoksul değil zengin çiftçinin yararlandığını, Türk Havayolları ile yüzde 3’lük bir azınlığın uçtuğunu ifade eden Derviş, bu kurumların devlet tarafından sübvanse edilmesine karşı çıktı. Konuşmasının sonunda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu uluslararası desteği alacağına inandığını dile getiren Derviş, ATC toplantısına katılan tüm Amerikalı yatırımcıların desteğini istedi ve bu destek zamanında verilmediği takdirde krizin önümüzdeki birkaç ay içinde derinleşeçeği uyarısında bulundu.

Ntv

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Washington’da yaptığı konuşmada, yurtdışından gelecek desteğin miktarından çok, zamanının önemli ...