Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Dünya yeniden şekillenirken

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 773
4
Dünya yeniden şekillenirken

12 Ekim—  Sovyet sonrası dünya şekillenmesinde en büyük kazanım demokrasi blokunda oldu. Sovyetler Birliği’den kopan 17 yeni ülke ile...


Eski Sovyet ülkeleri ise Rusya’nın baskısını azaltıp, ayakları üzerinde durmaya çalışıyorlar. Çoğu hala demokrasiye yaklaşmış değil, ama geçmişle kıyaslandığında önemli yol aldıklarını görmek mümkün.

       Dünya şimdi yeni bir şekillenmeye gidiyor. Bunu sağlayan da dünyanın en acımasız 11 Eylül terör saldırısı olacak. Bu lanet saldırı yeni binyılın başında dünyanın başına büyük işler açıyor. (Dileriz bu acının sonucu güzel olur.)

       Bu yeni şekillenmenin en büyük etkisi İslam dünyasında yaşanacak. Ama önce ABD ve Batı dünyasındaki olası gelişmelere bakmak gerek.

       

BATI DEĞİŞİYOR

       Özellikle ABD, (ve de tüm Batı), beslediği terörün bir gün kendisini, hem de en acımasız şekilde vurabileceğini; terörün terör doğurduğunu çok iyi gördü. ABD, İsrail-Filistin çatışmasının daha fazla uzamasının daha çok kan dökülmesine neden olduğunu ve kendisi için de daha büyük sorun haline geleceğini anladı. Bu sorunun kısa sürede çözüldüğünü hep birlikte göreceğiz.

       ABD, bugün hala, bazı totaliter ülkelere, kısa süreli çıkarları için göz yumuyor. Ancak bir süre sonra bu politikasını da değiştirmekte olduğunun işaretlerini verecek gibi. Çünkü, o totoliter yönetimlerin halklarına yaptıkları kötülük ve işkence, acımasız sonuçları da beraberinde getiriyor. Bunu en iyi anlayan da ABD olmak zorunda. Krallara, diktatörlere, halk düşmanlarına acımasızca destek veren; onların terörlerine göz yuman, hatta bu terörün içinde yer alan ABD, artık bu politikasını sürdüremez. Çünkü, en büyük tepki yine kendi içinden gelmekte, gelecek de.

       ABD dahil Batı, artık, diğer yarısının açlık sınırında yaşadığı bir dünyanın kabus olacağının bilincinde. Çarenin, gelişme ve büyümede; bu ikilinin yolunun da ancak demokrasiden, halkını yolsuzluk girdabına sokan totaliter yönetimlerin sonuna getirmekte olduğu açık.

       Artık Batı, eskisi gibi çifte standartlı davranma lüksüne sahip değil. Demokrasi ve insan hakları dünyanın her yerinde aynı ölçülere tabi tutulabilecek.

       Batı dünyasında böyle değişimler olacağını, 11 Eylül sonrası değerlendirmelerde görmek mümkün.

       Bütün sınırlamalara, kötü niyetli yönlendirmelere rağmen, Batı dünyasında, bugüne kadar izlenen politikanın günahlarını çıkaran çok sayıda ses geliyor. ABD’nin önce kendisini bombalamasını önerenden, Afganistan’ı bombalamaya karşı çıkanlara kadar pek çok eleştiri sözkonusu.

       İşin geçmişine dönülecek olursa, bu savaşa ABD’nin politikalarının neden olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok.

       İşte bu politika, ne acı bir tecelli ki, dünyanın en zengin ülkesinin, dünyanın en fakir ülkesini bombalaması ile sonuçlandı. Bu ayıp ve utancı unutmaları mümkün değil. Kendi yarattığı Ladin’i ininden çekip çıkaramayan ABD, Afgan halkının üzerin bomba yağdırıyor.

       Dünya eroin üretiminin merkezi olduğunu bile bile Afganistan’da Taliban’ın egemen olmasına, kendi çıkarları için gözyuman ABD, bugün Taliban canavarının kellesini istiyor. Çok acı ve pahalı bir ders.

       

LADİN VE TALİBAN’A KESKİN ÇİZGİ

       Batı’ya karşı yapılacak olan tüm eleştirilere rağmen, ortada bizi ilgilendiren daha büyük bir gerçek var. Bir önceki yazımda da değindim, İslam dünyası ne yapıyor?: Alternatifi ne?

       Dünyanın yeniden şekilleneceği bu dönemde, bu şekillenmeden ne çok etkilenecek ülkeler Müslaman ülkeler olacak.

       Ladin ve Taliban’la kendi İslam anlayışı arasına kesin ve kalın bir çizgi koymaya cesaret edemeyenler, bu doğruyu dillendiremeyenler, kaybedecek. Diliyorum, onlar kaybedene kadar İslam da kaybetmez.

       Ne acıdır ki, en duyarlı çıkışları yapmalarını görmeyi umduğumuz Türkiye’deki İslamı referans alan çevrelerin, hala ABD düşmanlığını körüklemekten, 11 Eylül’ün ardında illa da İsrail olduğunu ileri sürmekten öteye yaptıkları birşey yok denebilir. İran bile Ladin ve Taliban’la arasına keskin bir çizgi koyarken, bizimkiler, neredeyse Ladin’e kalkan gibi.

       Batı dünyasında, 7 bin masum insanın acımasız bir terör eyleminde hayatını kaybetmesine rağmen, hala ABD’ye yönelik en sert eleştirleri yapanlar çıkabilirken, bizimkilerde Taliban ve Ladin’e karşı aynı duyarlılığın gösterilmemesi acı.

       Ama bazıları gözlerini ne kadar kapatırsa kapatsın, bu savaş, en çok İslam dünyasını sarsacak. İslamı gerekçe göstererek, çağdaşı, moderni ve lüksü, dolayısıyla daha çok üretmeyi, daha çok gelişmeyi, daha rahat ve insanca yaşamayı halklarına yasaklayan, İslamı halkın üzerinde baskı unsuru olarak kullanan yönetimler gidecek. Gitmeyenler tecrit olacak.

       Onlar, kısa sürede Filistin ile İsrail arasında uzlaşma sağlanıp barış geldikten sonra hangi ‘münafığı’ hedef gösterecekler bilemem, ama işleri dünden çok daha zor olacak. Hele bir de İran’da demokrasi yol alırsa...

       Bu rüzgar Müslaman ülkelerde öyle bir esecek ki, önümüzdeki süreçte bu dünyada demokrasinin önemli mesafe aldığında kimse şaşırmayacak. İran, Irak, Suriye, Mısır, Ürdün, bazı körfez ülkeleri bu süreci bir iki 10 yılda yaşamak zorunda kalacak.

       İslem kendine bu çıkışı yaratacak.

       Aksi medeneyitler çatışması olur, bu da sadece teröristlere ve dünya hakimi ülkelere yarar.

Ntv

12 Ekim—  Sovyet sonrası dünya şekillenmesinde en büyük kazanım demokrasi blokunda oldu. Sovyetler Birliği’den kopan 17 yeni ülke ile...