Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Futbolun denklemi biraz karışık

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 286
48
Futbolun denklemi biraz karışık

17 Mayıs—  Atlas dergisinin, son zamanlarda televizyonlarda sıkça yayımlanan bir reklam serisi var; bana çok ilginç geliyor. “İki nok...


Futbol, Atlas’ın ilgi alanına girecek kadar gizemli bir konu değil. Keşfetmek için bakılacak yanı çok değil. Varsa da, keşfetmek çok zor sayılmaz. Ancak, yine de, bilmece cinsinden birkaç nokta var futbolda.

       “O gol nasıl kaçtı?” ya da “O top nasıl da gol oldu?” gibi şaşkınlıkları kastetmiyorum asla. Daha başka, daha ciddi bir denkleme, başarının formüle getirmek istiyorum sözü.

       ***

       Bu yıl birinci ligde mücadele veren İstanbulspor ve Adanaspor kulüplerinin ortak özelliklerini birlikte hatırlayalım şimdi. Türk futbolunun bu iki önemli kulübü, son yıllarda aynı sermaye grubunun desteğini aldılar.

       Olay, İstanbulspor ile başladı. Uzun uğraşlardan ve ciddi maddi fedakarlıklardan sonra 1. Lige çıkarılan bu kulübümüz, daha ilk sezonuna başlarken yaptığı parlak transferler sonrasında büyük başarıların adayı olarak gösterildi. Yerli ve yabancı yıldızlar, dünyaca ünlü yabancı hocalar, koşulsuz bir medya desteği...

       Ancak sonuç pek de umulduğu gibi olmadı. Bir İntertoto macerası dışında, elle tutulur hiçbir başarı sağlanamadı.

       ***

       Bu hayal kırıklığı tablosunun nedenleri, aşağı yukarı belliydi. İstanbulspor, üç büyük İstanbul kulübünün gölgesinde kalmış bir kurumdu. Taraftar katkısından, tribün desteğinden yoksundu. Üç büyükler oligarşisine tepki veren futbolseverlerden de yeterli katılım sağlanamamıştı. Takım, “toplama” özelliğinden sıyrılamamış, havayı yakalayamamıştı.

       Bu başarısız deneyim, ilgili grubun hevesini ve desteğini bir şehir kulübünün, Adanaspor’un üzerine kaydırdı. Adana büyük bir kentti. Türk futboluna yıllarca hizmet etmiş bir coğrafyaydı. Taraftar sorunu yoktu, beklenen “hava” tutturulabilirdi.

       Artık İstanbulspor ikinci plandaydı. Oradaki yıldızlar, işe yarayan gençler Adana’ya kaydırıldılar. Yılların markası Oğuz Çetin’e de turuncu-beyaz forma giydirildi. Operasyonun ilk sonuçları hiç de fena değildi. Gelecekte daha iyi olacaktı...

       ***

       Ancak gelecek, ilgili grubu bir kez daha yanılttı, bir kez daha üzdü. Uğruna bunca emek ve para harcanan takım, haftalar hızla ilerledikçe galibiyete hasret bir durumda ligin dibine doğru inmeye başladı. Buna karşılık, arkasındaki destek çekilen, bir yerde cezalandırılmış olan İstanbulspor çok hoş seriler yakalıyordu. En azından, artık kendine özgü bir oyun karakteri geliştirmişti; zevkle izleniyordu.

       Sonuçta, İstanbulspor, önümüzdeki sezon “Süper Lig”e katılma hakkını kazanırken, Adanaspor bir alt klasmana düştü.

       ***

       Futbolumuzdaki bu “İstanbulspor-Adanaspor” olayı bizleri, başarının altında yatan sırlar hakkında bir kez daha düşünmeye sevk etti. Bugünün futbolunda para elbette önemli bir etkendi. Ana kaynak olduğunu düşünenler çoktu. Kimilerine göre, bir spor kulübünün can damarının içinde akan kandı. Ancak “her şey” değildi. Asla değildi!..

       Aslında para, olsa olsa ikinci sırada yer alabilecek bir belirleyiciydi. Kaynaktı, ama işlenmesi gerekiyordu. Kandı, lakin o kanı pompalayacak bir yüreğe ihtiyaç gösteriyordu. Önemliydi, ancak ikinci sıradaydı.

       Birinci sırada başka noktalar yer alıyordu. Nokta değil, noktalar vardı. Her biri bir diğeri kadar önemli, hayati noktalar. Zaten ikinci sırayı da birden fazla nokta paylaşıyordu. Para da onlardan biriydi.

       ***

       “İstanbulspor-Adanaspor” öyküsü, bazılarımıza çok şey öğretti, bazılarımıza da gözardı ettiği değerleri hatırlattı. Hızla “maddeselleşen” bir dünyanın en sevilen sporuna, en gözde eğlencelerinden birine “birkaç maddelik” bir not bıraktı:

       Bir spor kulübünü yönetmeye talipsiniz, değil mi?

       Başarılar, çok büyük başarılar elde etmek istiyorsunuz, öyle mi?

       O halde unutmayın!

       İki nokta çok önemli.

       İkincisi, para...

Ntv

17 Mayıs—  Atlas dergisinin, son zamanlarda televizyonlarda sıkça yayımlanan bir reklam serisi var; bana çok ilginç geliyor. “İki nok...