Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Haftanın Sorusu: Ankara kış uykusundan uyanacak mı?

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 526
78
Haftanın Sorusu:  Ankara kış uykusundan uyanacak mı?

26 Mart—  Ekonomiden krizin hasarını gösteren ilk veriler gelmeye başladı. DİE’ye göre Şubat ayında kapasite kullanım oranı geçen Şub...


Zaten artık hergün alıştığımız işten çıkartma haberleri de durgunluğun derinleştiğini teyid ediyor. Hafta sonunda yayınlanan Ocak-Şubat bütçe verilerine bakarsanız, ilk başta çok sevindirici. Bütçe açığı yüzde 95 azalmış. Ama, şampanyaları patlatmadan önce detaylara inmek lazım. Açıkdaki azalma büyük ölçüde İş-TIM geliri ve faiz giderlerinde yaşanan mevsimsel daralmadan. Vergi gelirleri sadece yüzde 18, giderler ise yüzde 19 artmış, ikisi de yıllık enflasyonun çok altında. Hükümet geçen seneden bu yana giderleri kontrol etmekte ciddi bir aşama sağladı, ama Kasım’dan bu yana yavaşlayan ekonomi vergi gelirlerinde hedeflerin çok altında kalınmasına neden oluyor.

       Son krizin bütçeye etkisi henüz belli değil. Krizin ekonomik durgunluk yaratan boyutu vergi gelirlerini düşürür, ancak enflasyonist boyutu dolaylı vergileri artırır. Hangisini öne çıkacağını ancak Mart verilerinde göreceğiz. Ama, acı gerçek çok bariz biçimde ortada: Bu bütçe, uzun süre üç haneli faiz giderlerini karşılayamaz.

       

BU BALONLARA İNANMIYORUM

       Ekonomideki durum bizi derhal politkaya getiriyor. Çünkü, içinde bulnduğumuz durgunluktan çıkmanın, bütçede sonu iç borç konsolidasyonuna varabilecek bir takım olumsuz, pardon ölümcül gelişmelerin engellenmesi için, Ulusal Programın bir an önce yürürlüğe konulması ve yüksek miktarda dış kaynakla desteklenmesi lazım.

       Kusura bakmayın, ben bu Hazine arazileri satarak köşeyi döneceğiz balonlarına pek inanmıyorum. Yanlış anlamayın, bunun yapılması bir çok başka nedenden dolayı elzem, ama önümüzdeki iki-üç yıl çok fazla gelir üretilemez. Halbuki sorun bu seneyi kazasız-belası atlatmak.

       

GEZİ BAŞARILI, TOP ANKARA’DA

       Benim aldığım istihbarat, Sayın Derviş’in gezisinin başarılı geçtiği. Hem Almanya, hem de ABD Türkiye ile çok yakında ilgili. Doğrudan (yani bize para göndererek) veya dolaylı (bankaları Türkiye’nin kredilerini kesmemeye yönlendirerek) yardım edebilirler. Ama, artık sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yiyor.

       Eğer, söz verilen reformlar yerine getirilmezse, Türkiye bir kara delik olarak kalmaya devam edecek ve verilden yardım heba olacak. Sayın Derviş’in verdiği veya vereceği sözler maalesef çok etkin değil. İcraat şart.

       Geçen hafta, özellikle Hazine ihalesinden sonra Ankara’da gözle görülür bir gevşeme başladı. Değerli milletvekilleri oturumlara katılmaya bile tenezzül etmediler. Bakanlar yine birbirlerine girdi ve Derviş’in programını bilerek veya bilmeyerek baltalama çabaları ortaya çıktı. Bu hafta, Ankara’nın ne halt etmek istediğini açık açık ortaya koyacak.

       Çünkü, politikacı açısından zor tedbirler alırken en büyük risk bir ara veya erken seçim kazası idi. Sayın Yagıtay Başsavcısının FP davasında verdiği son görüş, sadece iki millettvekilinin Meclis’ten men edilmesini öngörüyor. Yüce Mahkmee hala ara seçime sebep olacak bir karar alabilir, ama bunu ihtimali bayağı azaldı.

       TSK de hem AB’ye verilen ulusal program üzerindeki çekinceyi kaldırdı, hem de gerçekten büyük bir özveri olarak askeri harcamalarda kısıtlamaya gideceğinin sinyallerini verdi. Özetle, çok kapsamlı bir reform hareketi başlatmak için pek çok engel ortadan kalktı. Top Ankara’da.

       

NAZLANARAK DA OLSA...

       Ankara’nın tutumunu görmek için iki süreci takip edeceğiz. Birincisi Sayın Derviş Türkiye’ye döner dönmez MHP’li bakanların kamu bankalarını ellerinde tutma ve özelleştirmeyi baltalama çabalarını engellemek zorunda. Eğer bunu becerebilirse, örneğin THY’ye zam yaptırabilir, Emlak Konut’u Sayın Faruk Bal’dan kopartabilirse, çok olumlu bir gelişme.

       İkinci olay, Meclis’te kanunların geçmesi. Özel emeklilik artık bitirilmeli, Devlet İhale Yasası Meclis’ten geçmeli. Bunun da ötesinde, hafta sonu bürokrasinin üstünde çalıştığı 10’dan fazla yasayı kapsayan reform paketinin ilk ayağı kanun tasarısı haline getirilimeli. Bunlar olursa, piyasalara çok daha güvenle bakacağız, aksi halde tırnak kemirmeye devam.

       Bana sorarsanız, Ankara biraz nazlanarak da olsa reform treninin perondan çıkmasına müsaade edecek. Türk politikacısı pek vizyoner olmayabilir, kendi kısır menfaatlerini ülkenin önüne koyabilir, ama hayatta kalacak kadar zekaya sahip diye düşünüyorum.

       Eğer Meclis ve politik partiler içinde bulunduğumuz krizi aşacak tedbirleri alamazsa, toplumsal güveni tamamen yirirecek. Bu noktada Türkiye’de hep başka süreçler ortaya çıkmıştır. Yeni partiler, teknokrat kabine bu çözümlerin başlıcası.

       Ankara’nın sırf kendi kellesini korumak için yola düzüleceğini düşünüyorum. Ama yanılmış da olabilirim. Biraz riski sevenler için Borsa cazip. Ama, en akıllıca yatırım hala döviz mevduat, kısa vadeli TL mevduat ve repo.

Ntv

26 Mart—  Ekonomiden krizin hasarını gösteren ilk veriler gelmeye başladı. DİE’ye göre Şubat ayında kapasite kullanım oranı geçen Şub...