Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Kalkınmanın motoru Teknoparklar-1

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 982
136
Kalkınmanın motoru Teknoparklar-1

16 Mayıs —  Yaşadığımızın çağın adı bilgi ama biz ülke olarak bu çağın gereklerini yerine getirebiliyor muyuz? Geleneksel üretim ve tüketim...




       Araştırma ve geliştirme bir ülkenin teknolojik gelişim evrimi için en önemli yatırım alanlarıdır. Teknoloji üreten ülkelerin dikkat ettikleri iki önemli nokta var: Eğitim ve araştırma. Teknoloji üretebilmek için, şirketlerin ve eğitim kurumlarının faaliyet yürütebileceği özel teknoparklar kurulmalıdır. Bilimin ve gelişmenin güç motorları buralardır.

       Güçlü bir ekonomi kurmak için ülkelerin başvurduğu en önemli adım “üretim”dir. Kendi üretimlerini yapan ve bunları diğer ülkelere satma becerisini gösteren gelişmiş ülkelerde uzay çağı konfigürasyonuna sahip araştırma merkezlerini görebiliriz.

       Gelişim ve değişimin önemli yapı taşlarından biri olan Bilim Merkezleri’yle ilgili yazı dizimizin bu ilk bölümünde Türkiye’deki ve dünyadaki Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) çalışmaları tablosunu genel hatlarıyla göstermeye çalışacağım.

       

BİLGİ KENTLERİNE KUŞBAKIŞI

       Dünyanın her yerinde değişik isimlerle anılan, ama daha çok “Teknoloji Vadisi” (Technology Valley) olarak bilinen bu merkezler, yapı ve iş modeli olarak hemen hemen aynıdırlar. İlk kez 1956 yılında ABD’de “Araştırma Park ve Merkezleri” adı altında kurulan bu üsleri, 1970’lerden itibaren Avrupa’daki Bilim Parkları ve Bilim Merkezleri, 1980’lerden itibaren Japonya’daki Teknopoller izledi. 1990’lardaysa geleceğe yatırım yapmayı tercih eden bir çok ülke bu işi öğrenmeye başlamıştı. Günümüzde 250’si Avrupa’da olmak üzere dünyada 800’den fazla Bilgi Kenti bulunuyor.

       Dünyanın her yerinde, özel kuruluşların Ar-Ge faaliyetleri dışındaki teknoloji geliştirme çalışmaları Sanayi-Üniversite-Devlet ortaklığıyla yürütülür. Bu üçlünün ortak çabalarıyla oluşturulan araştırma merkezleri kişi, kurum ve kuruluşlara gerekli fiziksel koşulları sağlar; girişimcilere her türlü yazılım, donanım, enformasyon ve para desteğini temin eder.

       Türkiye’de daha çok üniversite ve TÜBİTAK merkezli yürüyen Teknokent faaliyetleri için, dünyanın bir çok ülkesinden 10 yıl geride diyebiliriz. Teknoloji icat etmek ve bunu bizzat üretmek için yola çıkan bir ülke hala vidasına kadar bir çok teknoloji ürününü yurtdışından ithal ediyorsa, bu ülkede “Rüyakentler” var demektir.

       TÜBİTAK ve belli başlı bazı üniversitelerimizin azimli ve içten çabalarını görmezden gelemeyiz. Ancak, icat yapan ve teknoloji üreten bir ülke olmak için, öncelikle o ülke devletinin “yenilikçi” ve “gelişimci” bir bilince sahip olması gerekir.

       

ENTELEKTÜEL SERMAYE MERKEZLERİ

       Teknoloji merkezi dendiğinde aklımıza hemen ABD’deki Silikon Vadisi geliyor ama bir çok girişimci ülke bu konuda aklını başına almış durumda. Örneğin Hindistan’da teknoloji eğitimi lise düzeyinde başlıyor ve teknik üniversiteler endüstri kuruluşlarıyla çalışarak her yıl yüzlerce yeni ürün geliştiriyor. Bu üniversite ve araştırma merkezleri sayesinde ortaya çıkan şirketler de cabası. Üstelik bu şirketler, saman alevi gibi parlayan “Dot Com” şirketleri değil; tamamen spesifik ürün ve hizmetlere odaklanmış güç odakları.

       ABD, İsrail, İngiltere, Japonya ve Almanya’daki teknoloji şirketleri de işin sırrını çözmüşler. Bu ülkeler Ar-Ge merkezlerini üniversitelerin içinde veya yakınında kuruyorlar.

       İşte bu sayede ABD, Avrupa ve Japonya’da gerçekleşen buluşların toplamı, bütün dünya pazarının yüzde 80’ini buluyor. Doğal afetlerle, yüksek nüfus ve fakirlikle boğuşan Hindistan, dünya ısmarlama yazılım pazarının neredeyse yüzden 20’sini elinde tutuyor ve bu pazar payıyla her yıl milyonlarca doları ekonomisine kazandırıyor. Bu ülkede her yıl 1500’ün üzerinde bilimsel makalenin yayınlandığını da söylemeden edemeyeceğim.

       Üniversite-endüstri işbirliği konusunda zirvede olan ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts ve Stanford, toplam piyasa değerleri 1 trilyon doları bulan binlerce şirketin oluşmasını sağlamış. Bu şirketler, kendi alanlarında münferit ürünler geliştirmiş; ABD’nin ve dünyanın en büyük borsalarından biri olan Nastaq Teknoloji Borsası’nın oluşmasını sağlamışlardır.

       

       Kalkınmanın motoru Teknoparklar adlı yazı dizimizin ikinci bölümünde Bilgi Merkezleri’nin gelişim süreçleri, ulaştıkları noktalar ve kazandırdıkları konularını irdeleyeceğiz.

Ntv

16 Mayıs —  Yaşadığımızın çağın adı bilgi ama biz ülke olarak bu çağın gereklerini yerine getirebiliyor muyuz? Geleneksel üretim ve tüketim...