Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Program uyumlu, sıra uygulamada

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 241
3
Program uyumlu, sıra uygulamada

Akademisyenler ve iş dünyası, açıklanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nı olumlu nitelendirirken, başarının kararlılıkla ‘uygulamaya’...


Enflasyon hedefinden kaygılı olduğunu, yüzde 50’ye yakın bir TÜFE’nin mümkün olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Güneş, “Yüzde 60’a yakın bir TEFE ve yüzde 70 TÜFE yıl sonunda oluşacak gibi gözükmektedir. Programın güçlü olan yanı yapısal reformlardır ki bunlar ilk 2 ayda hızla devreye sokulmuştur. Ancak işin enflasyonun kontrolü, fiyat istikrarı kısmına gelince orada ciddi kaygılarım olduğunu ifade etmeliyim” dedi.

       

PARA PROGRAMI

       Konulan para programının gelecek dış yardıma göre ayarlandığını ve yine Hazine’nin borç itfalarının takviminden de etkilendiğini söyleyen Prof. Dr. Güneş, IMF’den gelecek paranın takvime bağlanmasına ilişkin olarak şunları kaydetti:

       “Artık gerek IMF gerek Dünya Bankası Türkiye’deki siyasi otoritenin uygulanacak program konusundaki performansını izleyerek parayı serbest bırakmak istiyor. Daha önceki uygulamalardan yapısal reformlar konusunda bir çekimserlik bir boşvermişlik içinde olduğunu izlediği için parayı bir takvime bağlamış. Fakat bu takvimi de biz anlaşılan iç borçlanma programımıza göre talep etmişiz, para programı da ona göre ayarlanmış.”

       

BANKACILIK SEKTÖRÜ

       Prof. Dr. Hurşit Güneş, bankacılık sektöründe yeniden yapılanmayla ilgili olarak ise kamu sektöründe yapılan reformların henüz tam anlamıyla başlamadığına, özel sektör bankalarının birleşmeleri ve sermaye koymaları konusunda BDDK’nın yapması gereken bazı işlevler olduğuna dikkat çekti.

       Prof. Dr. Güneş şunları belirtti:

       “Kamu bankalarında sadece onların görev zararları nedeniyle gecelik piyasalardan borçlanması engelleniyor ve doğrudan Merkez Bankası yardımcı oluyor. Bundan sonra yapılacak iş onların rasyonalizasyonu, yani ekonomik ölçeklere gelmesi ve ekonomik kriterlere göre faaliyet yapmalarıdır. Bu konuda bu bağımsız kurum, ortak yönetim bir takım çabalar içinde olacaktır. O henüz başlamış değil.

       Özel sektör bankalarına gelince özel sektör bankalarının birleşmeleri ve sermaye koymaları konusunda BDDK’nın yapması gereken bazı işlevler var. Bu da henüz kamuoyunun bildiği kadarıyla başlatılmış değil veya özel bankalar bunu gerçekleştirmiş değil.”

       Prof. Dr. Güneş, programda fondaki bankaların satılamadığı taktirde tasfiye edileceği yönünde açık görüş bulunduğunu ifade ederek, satış olmadığı taktirde tasfiye sürecinin başladığını, Ulusalbank’ın bir anlamda tasfiye edildiğini kaydetti.

       Türkiye’de ekonomide 3 büyük sorun bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Güneş, şunları kaydetti:

       “Siyasetin kredibilite sorunu var. Bu konuda ciddi kaygılar var. Koalisyonun kendi içinde tansiyonu yükselmiştir. İkincisi bankaların durumu.

       Bankalar çok hastadır, henüz bu rehabilitasyon bitirilmiş değildir. Diğer sorun kamu borcu meselesidir ve bunun finansmanı pek kolay olmayacaktır. Bu sene kamunun müthiş bir dış borç ödemesi olacaktır. IMF’ye hem de özel kesim bankalarının yurt dışı yükümlülükleri vardır. Onları yerine getirmeleri gerekecektir.”

       

SABANCI: DESTEĞE ŞÜKÜRLER OLSUN

       Bu arada, işadamı Sakıp Sabancı IMF İcra Kurulu’nun Türkiye’ye yapılacak mali desteği onaylamasını “Desteğe şükürler olsun” diyerek değerlendirdi.

       Sabancı, “Bunun tersi ihtimalinin gerçekleşmesi durumunda (Allah göstermesin yıkılırdık)” dedi. Sabancı, Atatürk Havalimanı’nda, gazetecilerin IMF tarafından sağlanan mali destek ile ilgili sorularını yanıtlarken, “Desteğe şükürler olsun” diye konuştu.

       Türkiye için olumsuz bir karar çıkması durumunda “Allah göstermesin yıkılırdık” diyen Sabancı, “Zaten zor koşullar içindeyiz. Şükürler olsun gidişat iyi gözüküyor. Akıllı düzenlemelerle borç isteyen ülke yerine, biz de başkalarına borç veren bir ülke haline geliriz” şeklinde konuştu.

       

İZTO: BAŞARI KARARLILIĞA BAĞLI

       İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş da, açıklanan programın başarısının, sergilenecek kararlılığa bağlı olduğunu ileri sürerek, “Burada en büyük görev, siyasi iradeye düşüyor” dedi.

       Demirtaş, yaptığı yazılı açıklamada, yeni ekonomik programın dün açıklanan mali ayağı ve IMF’nin onayladığı niyet mektubuyla tüm hatlarının belli olduğunu kaydetti.

       Demirtaş, IMF’nin kredi onayının Türk ekonomisindeki yangını söndürmeye dönük ilk ciddi atak olarak yorumlarken, açıklanan programla yeni bir dönemin başladığını ifade etti. Yeni ekonomik programın başarısı için, bunun kararlılıkla ve harfiyen uygulanması gerektiğini belirten Demirtaş, burada en büyük görevin ise siyasi iradeye düştüğünü anlattı.

       Demirtaş, iş dünyasının geçmişte yaşanan krizlerle yeniden karşılaşmak istemediğini söyleyerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

       “Programa iş alemi ve kamuoyu desteği henüz netleşmedi. Programın başarısı için bu desteğin sağlanması şarttır. Kredi onayının çıkmasından sonra, üç kamu bankasının faiz oranlarını düşürmesi ve 1-6 günlük gecelik borç piyasasından çekilmesi, piyasaların daha da sakinleşmesine hizmet edecektir. Programda şeffaflık söz konusu. Bunu da Türkiye’nin borçları için ortaya konulan rakamlarda görmek mümkün.

       Programda belli performans kriterleri var ki bunlara ulaşmada siyasi iradenin de üzerine düşen görevler var. Biz, siyasi iradenin artık hata yapmasını istemiyoruz. Programın başarısı kararlılığa bağlı. Türkiye’nin düze çıkması gerekiyor.”

       

İTO’DAN DERVİŞ’E MEKTUP

       Diğer yandan, İstanbul Ticaret Odası, kamu bankalarının, ihracatçı firmaların vadesinde ödedikleri kredi hesaplarını devam ettirmeyerek durdurmalarının ihracata darbe vuracağını açıkladı. İTO, Devlet Bakanı Kemal Derviş, Merkez Bankası, Bankalar Birliği ve Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanlığı’na konuyla ilgili birer mektup gönderdi.

       Gönderilen mektuba ilişkin olarak İTO’dan yapılan açıklamada, esasen süratle ağırlaşan maliyet baskısı altında kalan firmaların üretim ve ihracata devam edebilmesi için dış kaynak ihtiyaçlarının giderek arttığı vurgulandı. Mektupta, “Kendilerine bu bakımdan yardımcı olunmazken halen kullandıkları kaynakların dahi beklenmedik şekilde devreden çıkarılması mevcut sıkıntıları dayanılmaz boyutlara çıkarabilecektir” denildi.

       İstanbul Ticaret Odası ayrıca piyasada güven ve istikrar beklentisi devam ederken ihracatçıların bu şekilde kaynak yetersizliği içinde bırakılmalarının kimseye yarar sağlamayacağını savundu.

       Mektupta, şu ifadelere yer verildi:

       “Ekonomik istikrarın ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesine çalışıldığı bir dönemde banka kredilerinin makul bir gerekçe olmaksızın yeniden kullandırılmaması gibi ekonomiyi olumsuz etkileyebilecek bir uygulamadan kamu bankalarının kaçınmasının sağlanması önemli bir gerek haline gelmiştir.”

Ntv

Akademisyenler ve iş dünyası, açıklanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nı olumlu nitelendirirken, başarının kararlılıkla ‘uygulamaya’...