Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

TCK taslağında ölüm cezası yok

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 88
23
TCK taslağında ölüm cezası yok

6 Temmuz—  Adalet Bakanlığı’nca oluşturulan komisyon, Türk Ceza Kanunu’nun değiştirilmesine ilişkin çalışmalarını tamamladı. Ad...


Yeni TCK tasarı taslağını hazırlayan Kurul’un başkanı Dönmezer, uzun süren yorucu çalışmanın sonunda “neticeleri itibariyle zevk verici” sonuçlar alınacağını umduğunu bildirdi. İdam yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının getirildiğini açıklayan Dönmezer taslak hakkında şu bilgileri verdi:

       

ADAM ÖLDÜRME TANIMI

       Adam öldürme tanımının içinde çeşitli koşulların olduğunu bildiren Dönmezer, “Bir hasta ölümcül, kurtulması mümkün değil. Ve aynı zamanda ızdırap içinde kıvranıyor. Ve kendisi, adam öldürme fiilini icra eden kimseye sürekli olarak, ısrarla, hayatına son vermesi için yardım etmesini istiyor. O kimse ızdıraplarına son vermek, başka herhangi bir maksadı gütmemek şartıyla bunu yapacak olursa, gene adam öldürme suçu var. Fakat ceza az olarak veriliyor. 1 yıldan 3 yıla kadar.”

       Varolan TCK’da bu suçun cezasının da ölüm olduğunu söyleyen Dönmezer, tasarıdaki bu değişikliğin ötanazi ile karıştırılmamasını istedi.

       

CEZAİ SORUMLULUK YAŞI 12

       Yeni taslakta işkencenin Fransız kanununun yaptığı gibi, başlı başına suç haline getirildiğini kaydeden Dönmezer, cezai sorumluluk yaşının da yeni yasayla 12’ye yükseldiğini, bu yaştaki kişinin suç işlemesi durumunda cezai kovuşturmaya tabi tutulmayacağını bildirdi.

       

“CEZALAR ENFLASYONLA ARTIRILMALI”

       Dönmezer, her suça ait para cezasının bugünün şartlarına göre saptandığını bildirdi. 30 milyara kadar ulaşan para cezalarının bulunduğunu belirten Sulhi Dönmezer, “Türkiye, bu enflasyon belasından kurtulamazsa, elbette ki bu para cezalarının arttırılması gerekecek. O zaman ne yapılacak; bütçe kanununu kabul edildikten sonra bir maddelik bir kanun çıkarılacak, denilecek ki, ‘kanunlarda mevcut olan para cezaları yüzde 5 oranında arttırılmıştır” diye konuştu.

       

BAKAN TÜRK: REFORM

       TCK taslağının getirdiği önemli düzenlemelere ilişkin bilgi veren Bakan Türk ise taslağın çağdaş suç ve ceza anlayışına uygun bir reform niteliğinde olduğunu belirterek, bu taslakla ceza hukukunun 21. yüzyılın anlayışına uygun olarak bütünüyle yenilendiğini ifade etti.

        Türk, taslağın en kısa zamanda Bakanlar Kurulu’na sunulacağını söyledi. Bakan Türk, iki yıldır çalışmalara katılan komisyon üyelerine teşekkür ederek Komisyon Başkanı Dönmezer ve diğer üyelere birer plaket verdi. Bakan Türk’ün verdiği bilgiye göre, taslakla, ölüm cezası kaldırılıyor, yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getiriliyor. Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, insan üzerinde deney, radyasyona maruz bırakma, hile ile boşanma, açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik etmek de suç kapsamına alınıyor.

        Bakan Türk, idam cezasının kaldırılmasına ilişkin değişikliğin yasalaşıp yasalaşmayacağına ilişkin bir soru üzerine, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler arasında ölüm cezasını yasalarında koruyan tek ülke olduğuna, ancak bu cezanın 1984’den bu yana uygulanmadığına işaret etti. Ölüm cezasının caydırıcılığının tartışıldığını ifade eden Türk, “Türkiye, ülke yararları ve çağdaş ceza anlayışının niteliklerini de dikkate alarak, bu konuyu değerlendirmek zorundadır” dedi.

        Türk, idam cezası nedeniyle suçluların iadesinde sorunlar yaşandığını da hatırlatarak, “Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek 6. protokolünü de dikkate alarak, idam cezasının kaldırılmasını tartışmasının tam zamanıdır” diye konuştu.

        Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün verdiği bilgiye göre, Türk Ceza Kanunu’nu değiştiren taslağın getirdiği önemli bazı düzenlemeler şöyle: TCK’nın eskiyen dili sadeleştiriliyor. Hukuk dili açısından terim birliğinin sağlanmasına özen gösteriliyor. Cezalar ve miktarları suçların ağırlık derecesine ve günün koşullarına göre yeniden düzenleniyor. Ağır hapis ve hapis cezası ayrımı kaldırılıyor. Hürriyeti bağlayıcı cezaların genel alt ve üst sınırları ile belirli suçların cezalarının alt ve üst sınırlarında indirimler yapılıyor. Hafif hapis ise sadece cürüm ve kabahat ayrımı nedeniyle muhafaza ediliyor. Mülkilik ilkesinin yer bakımından uygulanması yönünden uluslararası sözleşmeler gözönüne alınıyor. Açık denizlerde ve bu denizlerin üzerindeki hava sahalarında her çeşit Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla işlenen suçlar Türkiye’de işlenmiş sayılacak. Trafik kazaları gibi taksirli suçlarda suçluluğun durumuna uygun ceza verilmesi için hakime geniş takdir yetkisi veriliyor, ayrıca bilinçli taksir kavramı getiriliyor. Çağdaş ceza kanunlarında olduğu gibi kusurun bir türünü oluşturan, taksirin daha yoğunlaşmış bir şekli olan “bilinçli taksir” kavramına yer verilerek faildeki tehlikelilik hali ile orantılı cezanın genel ve özel önleme fonksiyonlarının gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Bilinçli taksir fiilin sonuçlarının failce istenmemiş olmasına rağmen öngörülmüş bulunmasıdır. Örneğin, alkol alan kişinin araç kullanması sonucunda ortaya çıkacak fiili istememiş olmasına karşın alkollü araç kullanmanın sonucunu bildiğini varsayılması gibi. Kırsal kesimde gündelik ugraşları nedeniyle yaralama ve ölüme neden olma durumunda verilecek cezalarda da hakime takdir hakkı tanınıyor.

       

ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİNE DE CEZA Özel hukuk tüzel kişilerine de cezai sorumluluk getiriliyor. Ekonomik ve örgütlü suçlardaki artış da, özel hukuk tüzel kişilerinin de önemli bir payı bulunduğu gerekçesiyle tüzel kişi, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, vergi suçları, mali suçlar işleyebilen bir sosyal varlık olarak ele alınıyor ve ceza öngörülüyor. Taslak, hukuka uygunluk nedenlerine de yeni hükümler getiriliyor. Kanun hükmünü ve amirin emrini yerine getirmeyle hakkın kullanılması ve mağdurun rızası hukuka uygunluk nedenleri arasında sayılıyor. Meşru savunma her türlü haksız saldırıya karşı yapılabileceği hüküm altına alınıyor. Böylece mal varlığına yönelik saldırılar da meşru savunmanın kapsamına alınıyor. Bu bir anlamda kamuoyunda son günlerde tartışılan kapkaç hareketine karşı mağdurun kendini savunmasına olanak tanınıyor. Meşru savunmada uğranılan saldırı ile onu defetmek için kullanılan kuvvet arasında, zorunluluk halinde ise karşılaşılan tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı bulunması şartı aranıyor. Hafif ve ağır tahrik ayrımı kaldırılarak bu konuda hakime geniş takdir yetkisi veriliyor. Etkin pişmanlık kavramı getiriliyor. Bu kavram tam teşebbüste icra hareketlerinin tamamlanmış olmasına karşısın sonucunun meydana gelmemesinin failin elinde olan bir nedene bağlanması veya suçun tamamlandığı durumlarda gerçekleşmiş olan sonucun yine failin çabalarıyla tamamen ortadan kaldırılması olarak tanımlanıyor. Taslak uzlaşma yöntemi getiriyor. Fail ile mağdur isterlerse aralarında uzlaşma yoluna gidebilecekler.

       

ÖLÜM CEZASI KALDIRILIYOR TCK taslağı ölüm cezasının kaldırılmasını öngörüyor. Ölüm cezasının kaldırılmasıyla yerine sıkı güvenlik rejimine göre çektirilecek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getiriliyor. Sıkı güvenlik rejimi, mahkumun cezaevi dışında çalıştırılamaması, ziyaretçi kabulü ve dışarıyla teması konularında bazı sınırlamalara tabi tutulması, mahkuma izin verilmesi ve cezaevinin özel bölümlerinde bulundurulması gibi önlemleri içerecek. Bu rejimin içeriği ayrıca, Ceza İnfaz Kanunu ve İnfaz Tüzüğü’nde düzenlenecek.

       

KADINLARA ELEKTRONİK BİLEZİK Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların seçenekleri ve özel infaz şekilleri yeniden düzenleniyor. iki yıl veya daha az süreli hapis ve hafif hapis cezaları kısa süreli kabul ediliyor. Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar suçlunun kişiliğine, davranışlarına ve suçun işlenmesindeki özelliklerine göre mahkemece, bir yılı geçmemek ve rızası bulunmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilebilecek. Hükümlülük süresi 6 ayı geçmeyen kadınların cezalarının elektronik bir alete bağlanmak suretiyle oturdukları yerde çektirilmesine hükümlü ve cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece karar verilebilecek. Yabancı ülkelerde uygulandığı gibi kadın mahkuma bir elektronik bilezik takma suretiyle cezasını oturduğu yerde çekmesi ve bu bilezik yardımıyla kontrol edilmesi sağlanacak. Suç nedeniyle mülkiyetin devlete geçmesi, müsadere yanında öngörülen yeni bir feri ceza türü olarak getiriliyor. Bu ceza özellikle kara paranın aklanması suçları bakımından büyük önem taşıyor. Hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine getirilmesinde suçlunun ıslahını sağlamak için yeni güvenlik tedbirleri öngörülüyor. Bunlardan birincisi “bir eğitim-işevinde veya tarım işletmesinde iyileştirme” olarak taslakta yer alıyor. ikincisi ise, “denetimli serbestlik”. Bu kavram suçlular hakkında kamu davası açılması, duruşma yapılması veya ceza verilmesini koşullu olarak geri bırakılmasını amaçlayan bir denetim sisteminin uygulanmasına yönelik tedbir olarak belirtiliyor.

       

BELİRLİ YERDE BULUNMA VEYA İKAMET YASAĞI

        Hürriyeti bağlayıcı güvenlik önlemlerinden üçüncüsü de, “belirli yerlerde bulunma veya ikametin yasaklanması” şeklinde düzenleniyor. Bu tedbir asli cezanın çekilmesinden sonra suçlunun belirli yerlerde bulunması veya ikamet etmesinin yasaklanması şeklinde uygulanacak. Hükümlü mahkemenin belirleyeceği yer dışında istediği bir yerde ikamet edebilecek. Yasaklanan yer bir şehrin belirli bir mahallesi de olabilecek.

        “İçki içilen veya benzeri yerlere gitmekten yasaklanma” da failin asli cezasını çektikten sonra mahkeme kararında açıkça belirtilecek meyhane, bar veya kumarhane gibi yerlere gitmesinin yasaklanması şeklinde sıralanabilecek. Hürriyeti bağlayıcı diğer güvenlik tedbirleri ise taslakta, “akıl maluliyeti veya diğer ruhsal düşkünlük veya sakatlık nedeniyle cezaları indirilmiş olan hükümlülerin bu husus için kurulmuş bir sağlık kurumunda tedavi altına alınmaları”, “sarhoşluğu veya uyuşturucu madde kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olan hükümlülerin tedavi altına alınmaları”, “tehlikeli mükerrerlerin müesseseye yerleştirilmeleri”, “yabancılar hakkında sınırdışı edilme” olarak düzenleniyor. ,

       

312. MADDE’YE DÜZENLEME Türk Ceza Kanunu’nu değiştiren taslak çok tartışılan 312. maddenin 2. fıkrasını da yeniden düzenliyor. Bu fıkradaki suçun oluşumu “kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkarma” şartına bağlanıyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün verdiği bilgiye göre, taslağın getirdiği önemli düzenlemeler şöyle: Çocuk ve küçüklere ilişkin hükümler ayrı bir kısımda düzenlendi. Taslak, 12-15 yaş grubunu çocuk, 15-18 yaş grubunu ise küçük olarak tanımlıyor. Çocuklardaki cezai sorumluluk yaşı 11’den 12’ye yükseltiliyor. Fiili işlediği tarihte 12 yaşını bitirmemiş çocuklar hakkında cezai kovuşturma yapılmayacak. Çocuklara uygulanacak cezalar ve önlemler büyüklerden ayrı olarak ayrıca koruyucu, tedavi edici ve eğitici önlemlere de yer veriliyor. Taslak ilk kez soykırım (jenosit) ve insanlığa karşı suçları da ceza kapsamına alıyor. Jenosit, 2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi uygulamalarında görüldüğü gibi milli, etnik, ırki, dini veya herhangi bir grubun tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması kastıyla işlenen suç olarak tanımlanıyor. İnsanlığa karşı suçlar ise siyasi, felsefi, ırki veya dini saidlerle nüfusun sivil grubuna karşı işlenen çeşitli insanlık dışı fiilerden oluşuyor. Taslakta soykırım suçuna yer verilmesi ile birlikte 1948 tarihli BM Sözleşmesi’nden kaynaklanan ve Türkiye’nin de katıldığı sözleşmedeki hükümlülük yerine getirilmiş oluyor.

       

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SUÇ SAYILIYOR Taslak, özellikle yoksulluk nedeniyle oluşan ve uluslararası alanda yoğun bir şekilde ortaya çıkan ve sınıraşan suç örgütlerince gerçekleştirilen göçmen kaçakçılığına da ceza öngörüyor. Uluslararası sözleşmelere uygun olarak insan ticareti de suç fiileri arasına alınıyor. Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılmak, beden organlarının verilmesini sağlamak için tehdit ve cebir, şiddet veya nüfuzu kötüye kullanmak veya kandırmak veya çaresizliklerinden veya bir kimse üçerinde sahip olunan denetim olanaklarından yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden diğer bir yere götürmek, sevketmek ve barındırmak suç haline getiriliyor. Bu fiiler 18 yaşını doldurmamış çocuk ve küçüklere karşı işlenmesi veya örgüt eliyle işlenmesi durumunda verilecek cezalar da artırılacak.

       

ACIYI DİNDİRMEK İÇİN ADAM ÖLDÜRMEK Taslak, iyileşmesi mümkün olmayan ve ileri derecede acı veren, çekilmez derecede ağrılı bir hastalığa tutulmuş bulunan bir kimsenin ızdıraplarına son vermek maksadıyla işlenen adam öldürme fiili için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu düzenlemeye ilişkin olarak Bakan Türk’e, “Bu ötenazi mi?” diye soruldu. Türk, bunun ötenazi olmadığını, zaten Türk hukukunda rızası olsa da ötenazinin kabul edilmediğini söyledi. Ötenaziyi sadece Hollanda’nın suç olmaktan çıkardığını hatırlatan Türk, “Biz bu düzenlemeyi acılı birinin ızdırabına son vermek için gerçekleştirilen öldürme olayını diğer öldürme olayından ayırmak için getirdik. Eğer bunu getirmeseydik adam öldürme gibi ölüm cezasına çarptırılır. Bunun yerine daha hafif bir ceza öngörülüyor” diye konuştu.

       Ordinaryüs Prof. Dr. Sulhi Dönmezer de bunun bir ihtiyacı karşılamak için konulduğunu, diğer öldürme olayları ile bunu ayırmak istediklerini söyledi.

       İŞKENCEYE AĞIR CEZA Taslakta işkence yalnız memur veya diğer kamu görevlilerinin değil, herhangi bir kimsenin işleyebileceği, bağımsız bir suç haline getiriliyor. Basit, nitelikli ve ağır nitelikli şekillerine ağır cezalar öngörülüyor. Taslak, işkencenin memur veya bir kamu hizmeti ile yükümlü bulunan kimselerce görevlerini icrası dolayısıyla işlenmesi halinde 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasını gerektiren “nitelikli işkence” olarak sayıyor.

       

İNSAN ÜZERİNDE DENEY Taslak, Anayasa’daki kurala rağmen insan üzerinde deney yapılmasının yaptırımını öngörüyor. Taslak, ilke olarak insan üzerinde deney yapılmasını cezalandırıyor, ancak durumun bilimsel veya tıbbi bir deneyi haklı kılmış olmasını ve ilgili kişinin rızasını suçu kaldıran bir hukuka uygunluk nedeni olarak sayıyor.

       

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ Taslak, insanlar arasında köken, cinsiyet, aile durumu, örf ve adet, siyasal düşence, felsefi inanç, sendika, bir etnik gruba mensupluk, ırk, din, mezhep nedeniyle ayrımlar yapılarak bazı kişilerin hukukun sağladığı olanaklardan yoksun bırakılmalarını da cezalandırıyor. Konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi, resim çekici veya kaydedici bir aletle özel hayatın ihlali ve montaj fiileri de suç kapsamına alınıyor. Taslak, herhangi bir şekilde kişilerin özel alanına girerek başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan olayların tespit edilmesini cezalandırıyor. Bu şekilde elde edilen kayıtlardan yarar sağlanması, bunların başkalarına verilmesi, diğer kimselerin bilgi edinmelerinin sağlanması veya basın ve yayın yoluyla yayımlanması ağırlaştırıcı neden olarak kabul ediliyor.

        Uzaktan söyleşileri tespit edebilen araçları, yetkili merciin izni olmaksızın imal, ithal, bulundurma veya kullanma da cezalandırılacak. Söz ve resim montajının suç oluşabilmesi için 2 koşul aranacak. Bunlar, mağdura ait söz veya resimleri kullanarak montaj yapılması ve meydana getirilen söz veya resimle oluşturulmuş nesnenin montaj olduğunun anlaşılamaması şeklinde belirlendi. Örneğin, bir kimsenin söylediği sözlerin başka bir biçimde ifade edilerek, onun hiç düşünmediği şeyleri söylemiş gibi gösterilmesi ve yapılanan bir montaj olduğunun anlaşılır nitelikte bulunmaması durumunda suç işlenmiş olacak. Yasaya aykırı olarak kişisel verileri toplama, bilişim sistemine yerleştirme, muhafaza için gerekli güvenlik tedbirlerini almama, yetkili olmayanlar verme, imha etme, ifşa etme,özel maksatlarla kullanma, ele geçirme, süresinde yok etmeme gibi fiiler de suç haline getiriliyor.

       

RADYASYONA MARUZ BIRAKMA SUÇU Taslak, dinamit veya bomba ya da buna benzer patlayıcı, yıkıcı veya öldürücü radyasyon yayıcı maddelerin konutlara, insanların toplu olarak bulundukları binalara, konaklama yerlerine, kamuya ait binalara veya kamunun kullanılmasına ayrılmış tesislere, sanayi işletmelerine konulması, patlatılması veya tutuşturulmasının da suç olarak saymakta ve ceza öngörmekte. Türkiye’de son yıllardaki inşaat alanında yaşanan facialar dikkate alınarak felaketli sonuçlar meydana gelmeden önlenmesi amacıyla inşaat sanatının kurallarına aykırılık topluma karşı suçlar kapsamına alındı ve genel tehlike yaratan suçlar arasında cezalandırıldı.

       

312. MADDENİN KARŞILIĞI Taslak, TCK’nın çok tartışılan 312. maddesinin 2. fıkrasını da değiştiriyor. Bu maddenin yerine “Cürmü övme, kanunlara uymamayı tahrik” kenar başlığı ile 292. madde düzenleniyor. Taslakta, bu madde kapsamındaki suçların unsurları daha belirgin duruma getiriliyor. Bir yandan toplumsal savunmayı sağlama, diğer yandan düşünce ve ifade özgürlüğünü güçlendirme amaçlanıyor. Taslak, nitelikleri itibariyle birbirine yakın 4 ayrı cürüme ceza öngörüyor. Bunlar, “bir cürmün övülmesi veya iyi görüldüğünü söylenmesi”, “kişilerin kanuna uymamaya tahrik edilmesi”, “insanların sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirlerine karşı kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak surette düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik edilmesi”. Buradaki bu düzenleme şimdiki TCK’nın 312. maddesinin 2. fıkrasına denk düşüyor. Buradaki cezanın alt sınırı yine bir yıl olarak alınıyor. Ancak üst sınır 3 yıldan 5 yıla çıkarılıyor.

        Ayrıca bu maddeye göre, “halkın bir kısmının aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyecek biçimde tahrik edilmesi” de suç sayılacak. Bakan Türk, bir soru üzerine, bu düzenlemenin demokratikleşme yolunda önemli bir adım olduğunu söyledi. Türk, suçun oluşumunun anglo-sakson hukukunda olduğu gibi açık ve yakın tehlike kriterlerine yakın bir düzenlemeye bağlandığını belirtti. Türk, kamu düzenini bozma olasılığını ortaya çıkaracak şekildeki hareketlerin suçun oluşmasında aranılacak unsur haline getirildiğini kaydetti.

       

ACLIK GREVLERİ VE ÖLÜM ORUÇLARI

       Taslak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde beslenme ve hak kullanımı engelleme fiilleri ile hükümlü ve tutukluların açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik edilmesi veya bu yolda kendilerine talimat verilmesini de suç sayıyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün verdiği bilgiye göre, taslaktaki diğer düzenlemeler de şöyle: Türkiye’de çok sık rastlanan hileli boşanmayı önlemek için bu fiil suç haline getiriliyor. Eşinin gıyabında kolaylıkla bir boşanma hükmü elde etmek amacıyla bazı kimselerin hileli yollara başvurarak usul işlemlerinden eşlerinin haberdar olmamalarını sağlamaya giriştikleri görüldüğü, bu gibi durumlara ilişkin bir yaptırım bulunmadığı, bunun için özel bir düzenleme yapıldığı bildirildi. Taslak, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını da cezalandırıyor. Banka kartı ve kredi kartlarını kötüye kullanılmalarını önlemek amaçlanıyor. Taslak, yargı görevi yapanlar, yargısal nitelikte görevli olanlar, hakemler, tercümanlar, bilirkişiler ve tarafların avukatlarının tutum ve davranışlarını etkilemeye yönelik tehdit veya ürkütücü fiilere karşı da ceza getiriyor. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerini ateşli silah, patlayıcı madde, kesici, delici veya bereleyici aletler, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, kör edici gazlar ve her türlü zehirler, uyuşturucu ve sarhoşluk veren maddeler ve cep telefonu ile telsiz ve diğer elektronik haberleşme araçlarını sokanlara, bulunduranlara, kullananlara ve bunlara yardım edenler de cezalandırılacak. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklularının beslenmesini, haberleşmesini, ziyaretçileri ile görüşmesini, işyurdu çalışmaları ile diğer toplumsal ve kültürel etkinliklere katılmasını kurum tabibince muayene edilmesi veya tedavisini, avukat atamasını veya bunlarla görüşmesini, mahkemelere veya Cumhuriyet savcılığına gitmesini, kurum görevlileri ile görüşmesini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmasını engelleyenler, bu fiilere teşvik edenler fiileri başka bir suç oluştursa bile ayrıca cezalandırılacaklar. Aynı şekilde hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik edilmesi veya bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılarak bağımsız bir suç haline getirildi.

        Komisyonun Başkanı Ordinaryüs Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, taslağın uzun bir çalışma dönemini kapsadığını söyledi. Ceza kanunlarının iki fonksiyonu bulunduğunu, bunlardan birincisinin, “İnsan haklarının bekçisi olmak”, ikincisinin de “Toplumu korumak” olduğunu belirten Dönmezer, “Evet, ceza kanunları insan haklarının bekçisidir. Çünkü insanların hayat planını ortaya koyar. Neyin suç olup olmadığını kişi bilir. Diğer taraftan toplumu korur, ortak menfaatleri korur” diye konuştu. Dönmezer, taslağı oluştururken, Türkiye’nin ihtiyaçları ve evrensel ilkeleri dikkate aldıklarını kaydetti. Dönmezer, taslağın TBMM tarafından da yasalaştırılması dileğinde bulundu.

       

SORULAR

        Adalet Bakanı Türk, çeşitli konulara ilişkin soruları da yanıtladı. Recep Tayyip Erdoğan’ın durumuna ilişkin bir soru üzerine Türk, hukuk kurallarının kişilere değil, genele yönelik yapıldığını, soyut kurallardan herkesin yararlanabileceğini ifade etti. Memurların Yargılanmasına İlişkin Yasa’nın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de Bakan Türk, 4483 sayılı Memurların Yargılanmasına İlişkin Yasa’nın bazı noktalarında değişiklik yapılabileceğini, ancak son yapılan değişikliğin Cumhuriyet savcılarını adeta havale memurları yerine koyduğunu söyledi.

        Türk, memurların iddialar karşısında korunmasının şart olduğunu, ancak yargılama önündeki engellerin de kaldırılması gerektiğini söyledi. Bakan Türk, Cumhuriyet savcısının Sedat Peker’i gözaltından sorgu için erken çağırmasına ilişkin bir başka soruyu yanıtlarken de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici ile konuyu görüştüğünü, sözkonusu haberde kendisine yönelik sözlerin gerçek dışı olduğunu söylediğini bildirdi. Türk, diğer konunun ise araştırıldığını kaydetti.

       

Ntv

6 Temmuz—  Adalet Bakanlığı’nca oluşturulan komisyon, Türk Ceza Kanunu’nun değiştirilmesine ilişkin çalışmalarını tamamladı. Ad...