Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Türk sermaye piyasaları kendini kurtaracağına inanmaz mı oldu?

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 677
79
Türk sermaye piyasaları kendini kurtaracağına inanmaz mı oldu?

12 Ekim—  Sonradan söyleyeceğimi peşin peşin söylemek istiyorum. Türkiye’de bugün herkes siyasi iktidarın daha kararlı, daha aktif, d...


Uzun yıllardır Türkiye’de ekonomi ve finans dünyası merkezli yayınlar yaptım. Nerdeyse bir on yıldır. Hiçbir zaman işler iyi veya kötü gittiğinde hiçbir zaman ” önümüzü göremedik hep”. Önünü görene rastlamadım. Hiç önümüzü gördüğümüz bir dönem olmadı. Bu sözün arkasındaki psiko-sosyal refleksi değerlendirirsek, bu sözün ‘ben olaylara hakim değilim, olaylar bana hakim’ demenin kibarcası olduğu görülebilir.

       

TRAVMAYA ODAKLANDIK

       Bakın hepimiz siyasal ve ekonomik anlamda tuhaf bir şekilde iki ay sonra gelceği muhtemel bir travmaya odaklandık. Bunu hiçbirimiz itraf edemiyoruz. İki ay sonra muhtemelen borcun dönmeyceği borsanın gene dip yapacağı; üstüne üstlük yaklaşan savaşın genişleyerek Irak’a dolayısıyla bizi de içine alacağı endişesinin de bunun üstüne tuz biber ekerek, önümüzü görmeksizin ve mümkün olduğunca “likit kalarak” bekliyoruz.

       Elimiz kolumuz bağlı hiçbir iş aktivitesi hiçbir gizil veya açık dinamizm ve ya hazırlık göstermeksizin iki ay sonrasını bekliyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Bunun eleştiregeldiğimiz siyasal iradeden ne kadar farklı ve yaratıcı olduğunu iddia edebiliriz?

       Eğer, bütün kötümser öngörüler gerçekleşiyor olsa bile çaresiz sürüklenmekte oluşumuzu ve herşeyi merkezi otoriteden bekleyen çaresizliğimizi nasıl açıklayabiliriz? Yani ne olacak iki ay sonra, bu sistem dönmeyecek? ABD, Irak topraklarına yanına bizi de alarak bilfiil girecek, force major olacak. Biz, IMF yardımının yeniden ve yeniden düzenlenmesiyle, siyasal ve ekonomik hatamızı yeniden organize ederek —ama edilgen bir şekilde— bandın sıfırlanmasından sonra gelen dış dinamikler tarafından saatimiz yeniden kurulacak ve biz kurtulacağız. Bütün oyuncular bunu mu bekliyorlar. Peki bu ya olmazsa, B planımız C planımız var mı?

       Bu planlara uygun strateji ve taktikleri kendi mikro iş ortamımıza getirebiliyor, o iradeyi gösterebiliyorsa bize bir şey olmayacak.

       Eğer onu yapacak takad, hayalgücü ve kararlılıktan yoksunsak ilk serseri kurşuna gidecek, ilk spekulatif hareketle ‘ah vah’ olacak bir finans ve sermaye piysalarından mürekkep bir gelecek bizizm için kaçınılmaz olacaktır.

       

“YUVARLANAN TAŞ YOSUN TUTMAZ”

       Türk mali sistemi ve sermaye piyasaları yosun tutmak üzeredir. Bu durum öte yandan, Türk reel sektörünün kapasite kullanımındaki dramatik düşüşlerle birlikte tamamen sarmak üzeredir. Bu piyasaların çok iyi yetişmiş bütün oyuncuları taravmatik bir basınç altındadır.

       Piyasalar bir “butterfly effect” ile sarsılmaya eğilimli beklemektedirler.

       Büyük bir arzuyla beklenen dış dinamik şu anda hasarlıdır ve dikkati başka şeylerle dağınıktır.

       O halde iç dinamik belki de bu coğrafyada ilk kez çalışmak zorundadır.

       Oyun bittiyi beklemek anlamsızdır.

       Bu konuda savaş sonrası dünyanın birbiriyle konuşma ihtiyacının artması, birbirlerinin analizlerine muhtaç olma ve paylaşım ihityacının artmasına dikkatle bakmak gerekmektedir. Kriz sonrası dünyanın hummalı bir okuma ve anlama çabasına girdiğine tanık olduk. Ancak bunların hiçbiri sadece durumu açıklayan, felaket senaryoları değil, edilgen ve “önünü görmeyen” analizler olmayıp, tersine yapıcı ya da yapıcı olmaya çalışan, yazılar oldu.

       Ülkemizin kendi insan kaynağı kendi değerlerini öne sürerek kendi tanıtımını yapmalı, yeniden başlayacak global sermaye hareketlerinin yeni yapılanma kriterlerini, basit ve teknik bir ayrıntıya indirgememelidir sadece. Uzun vadede bunun bizlere çok büyük getirileri olacakdır.

       Eğer bizleri harekete geçirmeyecekse tanıtımın da analizin de son kertede faydası olmayacaktır.

       

MALİ SİSTEM ENTEGRASYON İÇİN BİLETİNİ AYIRTMALI

       Türk mali sistemi, sermaye ve para piyasaları yeniden, dünyayla en azından kendi retoriği içinde el sıkışmak üzere hazırlıklarına başlamalı ve yeni dünyaya entegre olmak için kendi biletini şimdiden ayırtmalıdır. Biletinizi bulunduğunuz noktadan ayırtmazsanız, son dakikada istasyona gelirseniz, sonra bilet kalmaz ve önünüzden geçip giden trene bakar kalırsınız.

       Şimdi beni retoriğe boğulmakla eleştirebilirsiniz. Ancak diyeceğim odur ki, retoriğini kuramayan uygulama da yapamaz. Kasım’dan beri olduğu gibi ya bekler-ya yuvarlanır. Bir şeyi daha ilave edemeden geçemeyeceğim, her yazı objektif değerlendirmeler, soğukkanlı analizlerle dolu olmaz. Aksi durum zaten bilginin doğasına aykırıdır.

       Kendi yaşadıklarımız hissettiklerimizi ve geleceğe ait beklentilerimizi açık yüreklilikle konuşmak, bunu birbirimize ve dünyaya anlatmak zamanı gelmiştir. Bu önümüzü görmek için en azından bir başlangıç olsa yeterlidir.

Ntv

12 Ekim—  Sonradan söyleyeceğimi peşin peşin söylemek istiyorum. Türkiye’de bugün herkes siyasi iktidarın daha kararlı, daha aktif, d...