Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Türk sineması 86 yaşında

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 803
115
Türk sineması 86 yaşında

Fuat Uzkınay’ın 1914 yılında çektiği Ayastefanos’taki Rus Anıtı’nın yıkılışının görüntüleri, Türk Sineması’nın ilk kareleri...























Sedat Simavi’nin 1918 yılında çektiği “Alemdar Mustafa Paşa” adlı filmi, ilk tarihsel film denemesi





















       Fuat Uzkınay’ın 14 Kasım 1914’te, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’na girdiği günlerde, Ayastefanos’taki Rus Anıtı’nı yıkılırken kamerasıyla görüntülediği 150 metrelik belgesel, Türk sinema tarihinin ilk filmi kabul ediliyor. İlk konulu film denemesi olan “Leblebici Horhor Ağa”’nın çekimi ise 1916 yılında, başrol oyuncularından birinin ölümü ile yarım kaldı. 1917 yılında da yönetmenliğini ve senaryosunu Celal Esat Arseven’in üstlendiği “Koruyan Adlı”, yurtdışında çekilen ilk Türk filmi olarak tarihe geçti.

       Yine aynı tarihte, yönetmenliği ve senaryosu Sedat Simavi’ye ait olan ve seyirci önüne çıkan ilk Türk filmi “Pençe”, “açık” sahneleri nedeniyle büyük tepki aldı. Sedat Simavi’nin 1918 yılında çektiği “Alemdar Mustafa Paşa” adlı filmi, ilk tarihsel film denemesi oldu. Ahmet Fehim ve Fazlı Necip’in 1919 yılında yönetmenliğini yaptığı “Binnaz” da 55 lira ile dönemin en fazla hasılat toplayan filmi oldu.

       Aynı tarihte, Türk sinema tarihinde ilk komedi denemesi olarak çekimlerine başlanan ve yönetmenliğini İsmet Fahri Gülünç’ün yaptığı “Tombul Aşığın Dört Sevgilisi” adlı filmin çekimleri, çıkan bir anlaşmazlık nedeniyle yarım kaldı. “Bican Efendi Vekilharç”, Şarlo filmlerinin etkilerini taşıyan ilk “sinema tipi dizi” olma özelliğini taşıyarak tarihe geçti.

       

İLK KORKU FİLMİ DRAKULA

       




















İlk korku filmi denemesi de 1953 yılında yönetmenliğini Mehmet Muhtar’ın yaptığı “Drakula İstanbul’da” adlı film oldu





















       İlk korku filmi denemesi de 1953 yılında yönetmenliğini Mehmet Muhtar’ın yaptığı “Drakula İstanbul’da” adlı film oldu. Muhsin Ertuğrul’un “Halıcı Kız”ı, Atlas Sineması’nda gösterilerek, halk önüne çıkan “ilk renkli film” olarak kayıtlara geçti. “Hollywood Rüyası”, 1956’da Amerika’da yapılan ilk Türk film olarak tarihteki yerini aldı. Aydın Arakon’un yönettiği ve Neriman Köksal’ın başrolde oynadığı “Fosforlu Cevriye” ile bol argolu filmlerle birlikte külhanbey tipli kadın kahramanlar dönemi, 1959’da başladı. Zeynep Değirmencioğlu’nun rol aldığı “Ayşecik” adlı filmle, 1960 yılında çocuk yıldızlı filmler dönemi başlarken, 27 Mayıs 1960’tan sonra sinemadaki “Toplumsal gerçekçilik” akımını yansıtan ilk film Metin Erksan’ın “Gecelerin Ötesi” oldu.

       

1960’LARIN ETKİLERİ

       

       Ertem Gönenç’in “Karanlıkta Uyananlar” adlı filmi 1964’de yapıldı ve ilk işçi hareketi, grev filmi oldu. Önce sansüre takılan film, daha sonra izleyiciyle buluştu. Yine aynı yıl Halit Refiğ’in “Erotizm” denemesi yaptığı, erotik simgelere yer verdiği film de “Şehrazat”tı. “Tehlikeli Adam” adlı film 1965 yılında çekildi. Bu film konusuyla “gecekondu sinemasının” başlangıcı olarak kabul edilirken, 1970’deki “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” ile masal filmleri dönemi başladı. Türk sinemasının Batman’ı ise 1973’te çekildi. Tamamen doğaya ayrılmış bir film olan ve 1993 yılında çekilen “Manisa Tarzanı” ise ilk çevre filmi özelliğini taşıdı.

       

TÜRK SİNEMASI’NDA KADIN OYUNCULAR

       




















“Ateşten Gömlek”, Türk asıllı kadın oyuncuların sinemada ilk rol aldıkları film olarak tarihe geçti





















       Halide Edip Adıvar’ın “Ateşten Gömlek” adlı romanından aynı isimle Muhsin Ertuğrul tarafından 1923 yılında beyaz perdeye aktarılan film, Türk asıllı kadın oyuncuların sinemada ilk rol aldıkları film olarak tarihe geçti. Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir’in rol aldığı film, aynı zamanda ilk Kurtuluş Savaşı filmi özelliğine sahip. İlk uzun metrajlı çizgi film denemesi olarak 1951’de yapılan “Evvel Zaman İçinde” adlı filmin, Amerika’ya banyo için gönderilen negatifleri kayboldu.

       Melih Gülgen’in “Parçala Behçet”i ile 1972’de seks ve avantür filmlerinde yeni bir furya başladı. 1974’te de “Beş Tavuk, Bir Horoz” ile Türk Sineması’nda “seks komedileri” dönemi start aldı. “Sarı Tebessüm” adlı film 1992’de çekildi ve Türk Sineması’nda “en uzun, en soluklu sevişme sahneleri rekoru” kıran bir deneme olarak tarihe geçti.

       

GİŞE REKORU “EŞKIYA”NIN

       




















“Eşkıya” 1996-1997 sezonu süresince yaklaşık 2,5 milyon seyirciye ulaşarak, Türk Sinema tarihinin gişe rekorunu kırdı.





















       1. Antalya Film Festivali’nde, 1962 yılında Türkan Şoray’a “En Başarılı Kadın Oyuncu” ödülünü kazandıran “Acı Hayat” filmi yabancı seyircinin de ilgisini çekerken, o yılların gişe rekorunu kırdı. Şerif Gönen’in yönetmenliğini yaptığı, Şener Şen ve Lale Mansur’un başrolleri paylaştığı “Amerikalı” 1993 yılında büyük bir seyirci patlaması oluşturup, yılın gişe rekoruna sahip oldu. Yavuz Turgul’un 1986’da çektiği, Şener Şen, Uğur Yücel ve Şermin Şen’in başlıca rolleri paşlaştığı “Eşkıya” ise 1996-1997 sezonu süresince yaklaşık 2,5 milyon seyirciye ulaşarak, Türk Sinema tarihinin gişe rekorunu kırdı.

       

OYUNCU VE YAPIMCILARIN DEĞERLENDİRMESİ

       

       Türk Sineması’nın 86 yılını değerlendiren Sinema Oyuncuları Derneği (SODER) Başkanı Selda Alkor, sinemanın bugüne kadar ne hükümetlerden ne de finans çevrelerinden destek gördüğünü kaydederek, sinemanın dayandığı tek noktanın halk olduğunu söyledi. Alkor, Türk Sineması’nın, seyircilerin olağanüstü ilgisi ve sevgisiyle ayakta durduğunu belirterek, şöyle konuştu:

       

       “Devletin desteğini görmeyen Türk Sineması’nı ve biz oyuncuları ayakta tutan tek şey, sinema aşkı. Hem yıldönümün sevincini yaşıyoruz, hem de Türk Sineması’nın temel sorunları halledilmediği için hüzün duyuyoruz. Bu günü bu duygularla kutluyoruz, ama yine de ‘yaşasın Türk Sineması’ diyoruz”

       

       Sinemanın bir üst yapı kurumu olduğunu, Türk Sineması’nın ise altyapısının bulunmadığını savunan Alkor, altyapısı olmayan bir alanda üstyapının ürünlerini vermek zorunda kaldıklarını bildirdi. 1960’lı yıllarda sinemadan iyi para kazanıldığını, ancak bunların sinema sektörüne geri dönmediğine işaret eden Alkor, bugünkü durumu da yatırım yapılmamasına bağladı.

       

EMEKTAR SANATÇILARIN DURUMU

       

       Bu sorunların yanında sanatçıların durumlarının da kötü olduğunu ifade eden Alkor, “Sanatçılarımızın çoğunun emeklilik gibi sosyal güvenceleri yok. Birçoğu işşiz ve evsiz” diye konuştu. Eskiden filmlerin, teknolojinin kullanıldığı geniş olanaklarla değil, sanatçıların meslek aşkı ve inanılmaz fedekarlıklarıyla çekildiğini belirten Alkor, şunları söyledi:

       

       “Bugün artık çok az film çekiliyor. Yılda çekilen film sayısı 15’i geçmiyor. Oysa biz, çok şaşalı bir dönemi yaşamıştık. Muhteşem galalar, görkemli açılışlar yok. Başarılarla acıları, alkışlarla üzüntüleri hep birlikte yaşadık. Bugün de durum aynı. Bu sorunları ne biz çözebildik, ne de bize yardımcı olması gerekenler bu konuda destek verdiler”

       

”KOLAY GİŞE İÇİN FİLM YAPILIYOR”

       

       Film Yapımcıları Derneği Başkanı Sebahattin Çetin de Türk Sineması’nda, Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye”, Venedik Film Festivali’nde “Altın Aslan” ve Berlin Film Festivali’nde de “Altın Ayı” ödüllerini alan filmlerin olduğunu hatırlatarak, bunların dünyadaki birçok ülkeye verilmediğini söyledi. Sinemanın bu yıla kadar artistik ve yaratıcı açıdan oldukça geliştiğini ifade eden Çetin, teknolojik yetersizlikler ve devlet desteğinin eksikliğinden dolayı arzulanan gelişmeyi sağlayamadığını vurguladı. Çetin, “Bu nedenle Türk Sineması olması gereken yerde değil. İran sineması, İskandinav ülkelerinin sinemalarının arkasında çok büyük bir devlet desteği var. Devlet, bizim yaptığımız işe sahip çıkacağına, bazı durumlarda köstek oluyor” dedi. Türk Sineması’nın son zamanlarda Amerikan sinemasının etkisinde kaldığını kaydeden Çetin, “Amerikan sinema anlayışı, yapımcıları etkiledi. Kolay gişe rekoru kırmak için film yapılıyor” diye konuştu.

       

Ntv

Fuat Uzkınay’ın 1914 yılında çektiği Ayastefanos’taki Rus Anıtı’nın yıkılışının görüntüleri, Türk Sineması’nın ilk kareleri...