Trendun: Profesyonel Hizmet Kaynağı ...

Yunanistanın AB öyküsü

Güncel Durum : Aktif | Kayıtlı Firma Sayısı : 64
11
Yunanistanın AB öyküsü

15 Mayıs—  Yunanistan...131.957 kilometrekare yüzölçümü, 1991 sayımı sonuçlarına göre nüfusu 10.259.000 olan Türkiye’nin batı komşusu...























‘Batı sayısız medeniyet akımlarının buluşma noktası olan coğrafi konumundan fazlasıyla yararlandı. Kendi medeniyetini, kendi kültürünü başkalarına sunacak duruma gelinceye kadar da sayısız medeniyetten, hatta bugün ölmüş sayılan medeniyetlerden pek çok şey borçlandı’





— FERNARD BRAUDEL















       Neredeyse 175 yıldır kah krallık, kah cunta, kah demokrasi ile yönetilen Yunanistan, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra üç kıtaya ve beş denize hakimiyet doktrinine dayanan “Megali İdea” macerasının hüsranla sonuçlandığını gördü. 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerin işgali altında kaldı. Ardından onbinlerce kaybın verildiği iç savaşı yaşadı. Komünistlerin yenilgisi ile sonuçlanan iç savaşı..

       Başkent Atina...

       Adını bilgelik tanrıçası Athena’dan alan bu şehir için mitolojide “yılda 300 günü güneşli” diye bahsedilir.

       Atina’nın ve hatta tüm Yunanistan’ın sembolü ise Akropolis mabedi. Tahminen millattan önce 495-429 yılları arasında yaşayan siyaset adamı ve komutan Perikles’in iktidarı döneminde Atina altın çağını yaşarken inşa edildi Akropolis.

       Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısı başkentte yaşıyor.

       Ülkenin diğer büyük şehirleri Selanik, Patras, Yanya ve Kalamata. Tabii Girit, Rodos gibi adalar da başlı başına büyükşehir.

       

AB’NİN EN BÜYÜK MUCİZESİ

       Avrupa Birliği belki de en büyük mucizesini bu diyarda gerçekleştirdi. Bu nedenle Yunanistan’ın yakın tarihini AB üyeliği öncesi ve sorası olarak iki kategoriye ayırmak bile mümkün.

       İşte Avrupa Birliği’nin Yunanistan mucizesi..İşte Yunanistan’ın AB öyküsü

       21 Nisan 1967’de iktidara gelen Albaylar Cuntası, iktidarının 6. yılına girerken, 17 Kasım 1973 tarihinde Atina Teknik Üniversitesi’nde öğrencilerin başlattığı ve ardından küçük bir halk ayaklanması halini alan direniş ile ilk büyük darbeyi yedi. Cunta liderinin değişmesi Yorgos Papadopulos’un yerine Dimitrios İoannides’in gelmesi, askeri yönetimin ömrünü birkaç ay daha uzatmaktan başka birşey vermedi. Kıbrıs’da, önce Samson darbesi ile Makarios’u devirip enosisi gerçekleştirme hayali, ardından da Türkiye’nin adaya müdahalesi cuntanın sonu oldu. Cunta, bir halk hareketi ile yıkılmadı, adeta kendi kendine dağıldı. Asker halkın gözü önünde itibarını yitirdi.

       

KARAMANLİS DÖNÜYOR

       Aynı yıl, uzun süredir Fransa’da yaşayan Karamanlis adeta bir mesih gibi Yunanistan’a geri döndü. Hemen bir milli birlik hükümeti kuran Karamanlis, Yeni Demokrasi Partisi’ni de kurarak seçimlere gitti ve tek başına iktidara geldi. Yunanlıların acı cunta tecrübesinden doğrusu yararlandı. Halkı “ya ben, ya tanklar” seçeneği ile karşı karşıya bırakarak, gerçekte halkın desteğini arkasına aldı. “Halkın sesi, tanrının öfkesidir” atasözünden yola çıkarak, popülizme yönelik bir kararla, Kıbrıs’daki Türk müdahalesini engellemediği, hatta dolaylı destek verdiği gereksiyle Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadından çekildiğini açıkladı.

       Karamanlis, demokratikleşme sürecini başlatmakta gecikmedi. Komünist partisinin kurulmasına izin verdi. Askerin kışlaya çekilmesine çalıştı ve Yunanistan’ın 1967’de yarıda kesilen Avrupa yolunu yeniden açtı.

       Üyelik müzakereleri 1975 yılında yeniden başladı. Yunanistan, AB’nin kapısını yeniden çaldığında demokrasi açısından Avrupa ülkelerinin gerisindeydi. Ekonomik açıdan çok gerisinde..

       

“GARSONLAR ÜLKESİ”

       Yunan ekonomisi, Avrupa’nın çok ama çok gerisindeydi. Yunanistan’ı “garsonlar ülkesi” diye tanımlayan pek çok ülke vardı. Sanayii yok denecek kadar az, turizm geliri sınırlıydı. Binlerce Yunanlı çalışmak için gurbete, Almanya’ya ABD’ye gidiyordu.

       Siyasi açıdan da pek hazır değildi Yunanistan. Yeni yeni emekleyen bir demokrasisi vardı. Askerler yeniden siyaset sahnesine çıkmak için küçük çaplı da olsa, başarısız da olsa bazı teşebbüslerde bulundular. Üstelik karamanlis’den, lideri olduğu Yeni demokrasi partisi’nden başka hiçbir siyesi lider, hiçbir siyasi parti AB’ye sıcak bakmıyordu.

       Müzekereler 5 yıl sürdü. Çetin pazarlıklar yapıldı. Yunanistan’ın AB’ye girmenin faturasının yüksek olacağını idrak etmesi zaman aldı. Avrupa’yı anlaması zaman aldı..

       

AB’NİN DUYGUSAL NEDENLERİ

       Peki AB Yunanistan’ı istiyor muydu? AB, daha çok duygusal nedenlerle istiyordu Yunanistan’ı. Ne de olsa demokrasinin beşiği burası. Ne de olsa eski Yunan medeniyetinden pek çok şey almıştı Avrupa. Şimdi Sokrat’ın, Aristo’nun torunlarını kırmaması gerekti. Avrupa belki de medeniyeti için bir dayanak arıyordu. Yunan kültürü ile zenginleşmek istiyordu.

       Bir diğer neden ise AB’nin daha sonra İspanya ve Portekiz için de yaptığı gibi Yunanistan’da sağlam bir demokrasi tesis edilmesini istemesiydi. AB demoklesin kılıcı gibi Yunanistan’ın üzerinde dolaşırsa, temelleri sağlam bir demokrasi inşa edilebilirdi. Öyle de oldu.

       Bir diğer neden ise Karamanlis’di.. Daha doğrusu Karamanlis’in kurduğu dostluklardı.

       

VE YUNANİSTAN AB’Lİ

       Ve takvimler 1980 yılını gösterdiğinde Gayri Safi milli hasilası 2 trilyon 86 milyar drahmi olan (1dolar=370drahmi) Yunanistan AB’ye üyelik anlaşmasını imzaladı ve 1 Ocak 1981 tarihinden itibaren bu zenginler klübüne girdi. Yunanistan AB denen zenginler klübüne giren ilk fakir üye oldu. bu arada, NATO’nun askeri kanadına da geri döndü.

       1 Ocak 1981’de AB vatandaşı olarak uyanan Yunanlılar, beş yıl kemersıkmadan geliyorlardı. Daha da birkaç yıllığına o kemerde yeni delikler açacaklardı. Grev dalgaları patladı. Pek çok ortadirek şirket iflas etti. Çiftçi perişan. AB’den üst üste ültimatomlar geliyordu. Şunu kıpırpın şunu uçuzlatın” diye. Piyasa Alman, Fransız, ingiliz malı ürünlerle doldu.

       Devlet sektöründe ise tam bir kargaşa hakimdi. Yasalar değişiyor, hemen hergün yeni düzenlemeler gerekiyordu. Yani tepkinin ardı arkası kesilmiyordu. Ülkenin en köklü müesselerinden kilise de, daha çok kendi imtiyazlarını kaybedileceği endişesi ile AB’yi eleştiriyordu.

       Atina’da muhafazakar çevreler Avrupa tarihini, Yunan medeniyeti ile kıyaslanıyor. Avrupa’yı pek de demokrasi cenneti görmeyenlerin sesi yükseliyordu.

       

DÜS KIRIKLIĞI

       Yunanistan artık AB üyesi idi ama ilk aylarda çok kötü bir dönem yaşandı. Bir günde hayatının değişeceğini sanan halk kitlelerinde düş kırıklığı gecikmedi.

       AB alyehtarı sloganlarla halk kitlelerini yanına çeken Papandreu’nun gelişini önceden gören Karamanlis, birkaç ay önce Atina’nın İrodu Attiki caddesi üzerindeki Başbakanlık konutundan, hemen yanıbaşındaki cumhurbaşkanı konutuna göçetmişti.

       1981 yılında yüzde 25-30’larda seyreden enflasyon AB üyeliğinin ilk yıllarında pek değişmedi. Değişmeye başlayan, AB para musluklarının Yunanistan’a akmaya başlamasıydı ve bunlardan en çok tarım sektöründe çalışanlar nasibini aldı.

       

DÖRT YIL SONRA AB MUCİZESİ

       AB mucizesi 1985 yılından sonra kendini iyice göstermeye başladı. Papandreu, AB’nin savunucularındandı artık. Atina’da, Selanik’de, Girit’te imar çalışmaları, bu ülkenin değişeceğinin ilk sinyalleriydi. Papandreu’nun eseri sayılan Akdeniz Programları sayesinde Yunanistan kabuk değiştirmeye başladı. Delors yardım paketi sayesinde de Yunanistan’a trilyonlar aktı. Atina Brüksel’e ne proje verse, maliyetin yüzde 60’ını, yüzde 70’ini alıyordu. Akdeniz ülkesi ya kurnazlık eksik olmaz. Proje maliyeti biraz şişirlidğinde maliyetin yaklaşık tümünü AB ödüyordu. Bugün ise gayri safi milli hasılası 32 trilyon 11 milyar drahmi olan Yunanistan, bu rakamın yüzde 7-8’ni AB kasalarından sağlıyor.

       Yunanistan 20 yıldır AB üyesi. 2000 yılında AB’dan sağladığı net yarar 1.8 trilyon drahmi. Döviz stoku 18 milyar euro. 20 yıl öncesinden çok farklı bir konumda, çok farklı bir görünümde.

       Önümüzdeki Mart ayından itibaren drahmi tamamen tarihe karışacak. maaşlar, faturalar euro ile ödenecek. Bayideki gazete, fğırındaki ekmek euro ile satın alınacak.

       Tabbi Yunan ekonomisinin daha düzeltmesi gereken şeyler var. Kamu sektörü açığının daha da kapanması, dış borcun düşürülmesi gerekiyor. 1980’lerde yüzde 25-30’lardaki enflasyon şimdi yüzde 2-3’lerde seyrediyor ama euro’ya geçildiğinde özellikle dar gelirlilerin yeni bir sıkıntılı döneam yaşayacakları ortada.

       

SİYASİ KAZANÇ

       Ekonominin yanısıra siyasi kazancı da oldu Yunanistan’ın geçen yirmi yılda. İç politikada gerçekten sağlam bir demokrasi kuruldu. AB adeta demokrasinin süpabı. Yunanlılar ise bugün Avrupa’nın en hararetli savunucuları haline geldiler.

       Dış politikada ise Yunanistan AB sayesinde yalnız değil. Sınırlarının ötesine açıldı. AB’nin dünyanın çeşitli bölgeleri için aldığı kararlarda Yunanistan’ın da görüşü gözönüne alınıyor ve özellikle Balkanlar’da. Yunanistan, Türkiye ile ilişkiler ve Kıbrıs konusunda da AB’da hayli uzun bir yol kattetti.

       Bir de ekonomi ile dış politikanın birleşiminde bir çabası var Yunanistan’ın. Batı Trakya’da.. AB’nin en geri kalmış bölgelerinden birisinde. Burada yaşayan Türk azınlığa yıllardır uygulanan ayırımcı politika, son yıllarda değişmeye doğru eğim gösteriyor. Türk azınlığın etnik kimlik, din hürriyeti ve eğitim sorunları devam ediyor ama değişen pek çok şey var. Batı Trakya’da Avrupa için bir utanç duvarı teşkil eden yasak bölgenin kaldırılması, Türklerin Yunan vatandaşlıktan iskat edilmeleri için bahane edilen vatandaşlık yasasının 19. maddesi lağvedildi. Şüphesiz Ege’nin iki yakasında esen yakınlaşma rüzgarı Atina’nın Batı Trakya politikasındaki değişiklikleri etkiledi ancak, AB’dan gelen paraların bir bölümünün Batı Trakya’ya akıtılması da etkili oldu. Türk azınlık sorunlarının bilincinde, çözülmedikleri biliyor. Ancak, günlük yaşamı eskisinden daha rahat, daha insanca.

       Bugün, 20 yıl sonra daha Avrupalı bir yunanistan, daha Avrupalı bir Yunanlı var artık. AB aday ülkelerine nasihat bile verebilecek bir Yunanistan.

       

Ntv

15 Mayıs—  Yunanistan...131.957 kilometrekare yüzölçümü, 1991 sayımı sonuçlarına göre nüfusu 10.259.000 olan Türkiye’nin batı komşusu...